
24 NİSAN VE TECRİT
Merhaba değerli okurlarım Bu hafta her yıl 24 Nisan da Diaspora Ermenilerin "24 Nisan Ermeni Soykırım Günü olarak kabul ettiklerinden dolayı Sözde Techirin 92 ci yıldönümü olduğu için bu sözde Techir Meselesini sizlere paylaşacağım. Parlamentolarında Ermeni milletine soykırım uygulayan Türklerin cezalandırılmasını isteyen karar almaları için çeşitli senaryolar üretilir ve eyleme konur. Türkiye'nin bu konuda hükümetler üstü ciddiyetle takip edilen sürekli ve akılcı bir devlet politikasının bulunmaması, yöneticilerin ilgisizliği ve bilgi noksanlığı gibi çeşitli sebeplerden ötürü Diaspora Ermenileri başarılı daima olmuşlardır. Pek çoğu yakın ilişki içinde bulunduğumuz 18 ülkede Türklerin Ermenilere soykırım uyguladığını kabul eden kararlar alınmasını ve hatta "soykırım yoktur" diyenlere ceza verilmesini sağlayan kanunlar çıkartılmasını başarmışlardır. Değerli Okurlarım; Peki nedir bu 24 Nisan? Ne olmuştur da bu gün "soykırım günü" olarak kabul edilmeye çalışılmaktadır. Konuya tarihçilerin gözü ile bakılmadığından ve değerlendirmeler siyasi alanda yapıldığından mücadele yöntemlerimiz etkisiz kalınmaktadır Arapça asıllı bir kelime olan TEHCİR; "bir yerden başka bir yere göç ettirmek, yer değiştirmek, hicret ettirmek anlamındadır. Savaş zamanı Ermeni isyan ve katliamlarına önlem almak amacıyla Sadrazam Talat Paşa Hükümetinin başlattığı ve Osmanlı Mebusan Meclisinin uygun gördüğü yer değiştirme faaliyeti Ermeni toplumunun yaşadığı her yerde değil, doğrudan doğruya cephelerin güvenini tehlikeye sokan başlıca iki bölgede uygulanmıştır.
Değerli okurlarım; Tehcir olayı kesinlikle soykırım amacı gütmemiştir. Aksine Osmanlı Devletinin savaş şartları altında kendi halkının güvenliğini sağlamak için gerek gördüğü çok başarılı bir sevk ve iskân hareketidir. Tehcir Harekâtı, benzeri durumlarla karşılaşacak ülkeler için örnek alınacak bir yer değiştirme faaliyeti olmasına rağmen muzır ve şartlandırılmış beyinlerce saptırılmış ve soykırım olarak nitelendirilmiştir. Bu davranış bu şekliyle tarihe ve tarihçilere hakaret niteliği taşımaktadır. Rus ve İngiliz kışkırtmaları sonucunda meydana gelen isyan ve katliamlar karşısında Osmanlı hükümeti, öncelikle Ermeni Patriğini Ermeni milletvekillerini ve Ermeni cemaatinin ileri gelenlerini toplamış ve onlara; Ermeni cemaatini derhal uyarmalarını, İmparatorluk dâhilindeki Müslümanlara yönelik saldırılarına devam ettikleri takdirde şiddetli tedbirler almak zorunda kalacağını bildirmiştir. Fakat uyarılar sonuç vermemiştir.Olaylar artınca ordunun cephe gerisinin emniyete alınması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bunun sonucunda bugün "Ermeni soykırım günü" olarak dünyaya kabul ettirilmeye çalışılan 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni ve Türk toplumu arasına nifak sokan bütün Ermeni Komiteleri kapatılmıştır. Bu komitelerde yönetici olarak görev almış 2345 kişi "Devlet aleyhine faaliyette bulunmak" suçundan tutuklanmıştır. Bu tutuklamaların yankısı çok büyük olmuştur.1914 yılı nüfus sayımına göre, Osmanlı Ermenilerinin nüfusu 1.221.850' dir. Yer değiştirmeye tabi tutulmayan nüfus ise toplam 167.778'dir. 9 Haziran 1915'te başlayıp 8 Şubat 1916 tarihinde sonuçlanan yer değiştirme uygulamasında 391.040 kişi yerleştirilecekleri yeni bölgelerine sevk edilmiş, bunlardan 356.084'ü yerleşim bölgelerine ulaşmıştır. Yani, Ermenilerin yer değiştirme uygulaması sırasında verdiği kayıplar toplam 35.000 kişi civarındadır. Yer değiştirme uygulamasına tabi tutulan nüfus içerisinde yer alan ve tehcir esnasında Halep'te yaşayan 26.064 Ermeni 35.000'den çıkarıldığında geriye 10 bin kişi kalmaktadır. Yani Ermenilerin yer değiştirme sırasında verdikleri toplam kayıp en fazla 10 bin kişiden ibarettir. Bunlar da, iddia edildiği gibi devlet güçleri tarafından değil eşkıya gruplarının baskınları neticesinde hayatlarını kaybetmişlerdir. Osmanlı, yer değiştirme uygulamasıyla savaş şartlarında her an ölümle burun buruna gelebilecek olan yüz binlerce Ermeni'nin hayatını kurtarmıştır. Nitekim yeni bölgelere yerleştirilen Ermeniler sağ salim yaşamlarına devam ederken, Rus ordusu saflarında Türklere karşı savaşan Ermenilerin pek çoğu savaş alanlarında ölmüşlerdir. Tehcir uygulaması saklı-gizli değildir. Tamamen yabancı diplomatların gözleri önünde ceryan etmiştir. Osmanlı Devletinin yer değiştirme uygulamasına tabi tuttuğu Ermenilerin nakli sırasında, ağır savaş şartlarına rağmen olağanüstü gayret gösterdiği yabancı diplomat raporlarında açıkça belirtilmektedir. Tehcirin güvenli geçmesi için alınan fiziki güvenlik tedbirleri yanında büyük maddi harcamalarda yapılmıştır. Yer değiştirmeye tabi göçmenlerin; sevk, yerleştirme ve geçimlerinin sağlanması için 1915 yılında 25 milyon, 1916 yılı sonuna kadar ise 230 milyon kuruş harcandığı belgelerden anlaşılmaktadır.
Değerli Okurlarım; Tehcir (yer değiştirme) kararı, Osmanlı topraklarında bağımsız bir devlet kurma fikriyle savaş içindeki kendi ordularını arkadan vuran Ermenilerin devlete verdikleri zararı önlemek gayesiyle zorunlu olarak alınmıştır. Özellikle Rusların ve İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Ermenilerini nasıl kandırdıkları ve kışkırttıkları, belgeleriyle sabittir. Savaşta ele geçirdikleri yerlerin kendilerine verileceği ve bağımsızlıklarının tanınacağı gibi vaatlere kanan Ermeniler, birçok ihtilâl cemiyeti kurmuşlardır. Ermeniler, yer değiştirme öncesinde başlattıkları tedhiş faaliyetlerini, göç sırasında da sürdürmüşlerdir. Gerek sınır bölgelerinde, gerek iç bölgelerde düşmanla işbirliği yapmışlar; Müslüman halka karşı katliamlara devam etmişlerdir.Ermenilerin yaptıkları mezalimi anlatan belgeleri bir kitapta toplamaya karar veren Osmanlı Hükümeti, bütün illere yazılar yazarak; Ermeni katliamlarını anlatan belge ve fotoğrafların gönderilmesi istemiştir. Toplanan belge ve fotoğrafların ışığında "Ermeni Komitelerinin Faaliyetleri ve İhtilal Hareketleri / Meşrutiyet'in İlanından Önce ve Sonra" adlı kitap yayınlanmıştır. Bütün bu gerçekler dururken, yerli yabancı bütün belgeler böyle bir şeyin olmadığını ispat ederken, hâlâ dünyada "Ermeni Soykırımı" safsatalarının kabul görebilmesi tamamen Türk hükümetlerinin aczini göstermektedir.
ATATÜRK döneminden sonra konunun üzerine ciddiyetle giden 12 Eylül askeri yönetimi ASALA terörünü tamamen önleyip bu konuyu tarihi mecrasındaki yerine oturtmasına rağmen, sonraki hükümetlerin konuya ilgisizliği bugün geldiğimiz durumu hazırlamıştır. Haklı olduğumuz bir davada haksız durumda gösterilmemizin hazmedilebilir ve kabul edilebilir bir tarafı yoktur. Ve Ermenilerin dedikleri gibi asla tecrit ve soykırım olduğuna dair hiçbir belgeye rastlanılmadığını da ifade etmek isterim.Yani yine çirkin yüzlerini sergilemek amacıyla bu sözde olayı çıkarmışlardır. Gelecek Hafta görüşmek ümidiyle Sağlıcakla Kalın.. Selam ve Saygularımla
Yazar: Mustafa AKER Tarih: 2008-04-26
|
|