KLASİK AKP SAVUNMASI
Merhaba değerli okurlarım.

Bu hafta bir siyasi partinin kapatılması kararında onların yaptıkları yine klasik yani her zaman söyledikleri ama hayata geçiremedikleri savunmalarını konu alan bir yazımı sizlerle paylaşacağım.Bilindiği üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından devletin olmazsa olmazlar arasında yer alan ve asla değiştirlmesi mümkün olmayan temel kavrama yani Laikliğe aykırı hareketlerinden dolayı Adalet Kalkınma Partisine kapatma, ve aralarında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de olmak üzere toplam 71 kişiye 5 yıl süreyle siyasi yasak getirilmesi için dava açıldı. Ve savunmaları içinde 1 ay süre verdi. İşte konumu oluşturan da bu kısmı.Yargıda olan bir davayı etkiler düşüncesinden hareket edip derinliklere fazla girmeden konumu sizlerle paylaşacağım.
 
Değerli okurlarım,

AKP hep demokrasiye bağlıyız ve laikliğin bekçileriyiz demelerine rağmen üzülerek belirtmek isterim ki bu zamana kadar hiç bir şekilde sözlerinde durmamışlar tam tersine laiklik dışı ve irticai faaliyetlerde bulunmuşlar ve bulunmaya da devam etmektedirler. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde diğer 10 tane Cumhurbaşkanlarımıza haksızlık edercesine DİNDAR CUMHURBAŞKANI slogonları veBaşörtüsü konusundaki sivri çıkışları bu kapatma sürecinin daha doğrusu kapatılmalarını tetikleyen en önemli laiklik karşıtı hareketlerinden biri olmuştur. Parti kapatılmaya tabiki hepimiz karşıyız. Ama bu ülkenin temel niteliklerine temel taşlarına saldırı yapılması halinde bunun gerekli olduğunu vurgulamak isterim.Tamam parti kapatılması demokrasi dışı bir olay ama bu çirkin saldırılarda devletin üniter yapısınını da zedeleyici bir harekettir. Parti kapatılmak çözüm değildir.AKP kapanacak diğer parti kurulacak.Yani önemli olan suçu işleyen kişilere siyasi yasakların konulmasıdır. Ama 5 yıl süre değil süresiz. Çünkü bir anlamı kalmıyor. Beş yıl süre biterse yine aynı senaryoları görmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Değerli okurlarım

, konumun bu bölümünde AKP nin kapatılma davasında Anayasa Mahkemesine 98 sayfalık yani 4 klasör halinde verdiği savunmasından bahsetmek istiyorum.Bunlardan ilk olarak AKP yine keskin manevralarıyla aniden dönüş yaptığını açık açık gösteren Laiklik maddesine dayandırmış konuyu.Ve bakın ne demişler. İşte size yapmış olduğu savunmalarından bir bölüm;
"LAİKLİĞİN GÜVENCESİYİZ"

Savunmada AK Parti'nin laikliği zedeleyen bir parti değil tam tersine güçlendiren ve güvencesi olan bir parti olduğu vurgulandı. Bu bağlamda Başbakan Erdoğan'ın zaman zaman laiklikle ilgili yaptığı açıklamalara yer verildi. İddiaya göre, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal başta olmak üzere eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e kadar bütün siyasetçilerin türban sorununun çözümüne yönelik açıklamalarına yer verildi. İmam-hatip liseleriyle ilgili olarak ise AK Parti hükümeti döneminde imam-hatip lisesi açılmadığı, en çok Süleyman Demirel döneminde açıldığına vurgusunun yapıldığı kaydedildi. İddianamedeki ana suçlama konusu olan anayasanın 10 ve 42. madde değişikliklerinin ise türban için değil, özgürlükleri genişletmek amacıyla yapıldığı ifade edildi. Türbanla ilgili anayasa değişikliği konusunda Yüksek Mahkeme'nin henüz karar vermediği de hatırlatıldı.(acaba böyle misiniz)(!!!!)

"VENEDİK KRİTERLERİ ÜSTÜNDÜR" Anayasanın 90. maddesinde 2004 yılında yapılan değişiklikle getirilen 'Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır' hükmünün savunmanın ana eksenini oluşturduğu bildirildi. AK Parti'nin, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile birlikte siyasi partilerin kapatılmasıyla ilgili olarak Venedik Kriterleri'ni de benimsediğini, Venedik Kriterleri'nde ancak şiddet ve teröre bulaşmış ya da şiddet ve terörü doğrudan veya dolaylı olarak destekleyen partilerin kapatılmasının öngörüldüğü vurgulandı. Savunmada Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin, "Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir" hükmünü düzenleyen 10. maddesi ile "Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, demek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir. Bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir. Bu madde, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel değildir" düzenlemesini içeren 11. maddesi de hatırlatıldı.


"GÜL DE EVREN GİBİ YARGILANAMAZ"

İddiaya göre, AK Parti'nin savunma dosyasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yargılanamayacağı belirtilerek, Kenan Evren örneği verildi ve savunma dosyasına, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in yargılanamayacağına ilişkin Yargıtay hükmü de eklendi. Savunmada, "Yüksek Mahkeme üyelerini Cumhurbaşkanı atıyor. Kendi atadığı mahkeme heyetine karşı savunma yapamaz" ifadesinin yer aldığı öğrenildi. Yürütmenin işlemlerinden partinin sorumlu tutulamayacağına da dikkat çekilen savunma metninde, eski Meclis Başkanı Bülent Arınç'a atfedilen iddialar konusunda da 'Meclis Başkanlığı dönemine ait suçlamalar AK Parti'yi bağlamaz" ifadelerinin yer aldığı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 1994 ve 1995 yıllarındaki açıklamalarının iddianamede yer almasının da zaman aşımı bakımından eleştirildiği iddia edildi.... Vs.. Vs....

Değerli Okurlarım

görüldüğü üzere yine kendilerine göre klasik bir ifade vermişler ve yine bu kapatma davası da gündemdeki sıcak yerini koruyup, terör gibi işsizlik gibi kısaca bizlerin için çok hayati önem arz eden konular ne yazık ki yine kaynamış durumdadır.1 Mayıs 2008 tarihinde kutlamalar sırasındaki İstanbuldaki olayları gördük. Ne hazin bir tablo karşımıza çıktı.Hükümet yine sessizliğini bozmadı ve yine kabak İstanbul Valisi Muammer Güler ve İstanbul un başarılı bürokratlarından İl Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ın başında patladı. İyi de bunlar tek başlarına ne yapsın. İçişleri Bakanlığı sorması ayıp bu devlette ne işe yaramaktadır. Sayın İçişleri Bakanının görevi icra makamı değil midir? Ha AB amcaları kızar sonra ordaki göstericileri suçlarsalar. Herşeyimiz zaten şuanda AB ve ABD nin elinin altına girmiş durumdadır. Yani daha açık bir ifadeyle BASİRETSİZ DENEYİMSİZ politikalarıyla malesef tüm Dünyaya Hükmeden Devlet-i Aliye Osmanlı nın devamı olan TÜRKİYE CUMHURİYETİ ne yazık ki TESLİMİYETÇİ bir zihniyetçiler tarafından 6 yıldır idare edilmektedir. Senin içişlerine kadar karışan bu AB ve ABD senin davalarına müdahale eder hale getirilmiş en küçük olaylarda AB müzakereleri başlatamayız şöyle şöyle yapmazsınız" der hale gelmişlerdir. Bunun örneğini AKP Kapatma davasıyla ilgili olarak açıkca görmkteyiz. AB Parlemantosu üyelerinin biri oturuyor biri kalkıyor konuşuyor.Heyetlerini yolluyorlar. Aman kapatılması diye.Kapatılırsa onların açısından kötü olur. Daha istediklerini yaptıramazlar rahat rahat bu ülkede siyasi boşluklardan dolayı at oynatamazlar. Bizimkilerde sanıyor ki bunlar bizim dostumuz. Osmanlı İmparatorluğunun yıkılış sürecini iyi hatırlasaydılar bunların dost mu yoksa düşman mı olduklarını iyi anlardılar. Ama malesef...

Gelecek Hafta görüşmek ümidiyle Sağlıcakla Kalın..
Selam ve Saygularımla


Yazar: Mustafa AKER
Tarih: 2008-05-05


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Bayburt Rehberi
http://bayburtrehberi.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://bayburtrehberi.com/modules.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=9