Giriş yada Kayıt Ol
     
| Anasayfa | Profiliniz | Forumlar | Sanatçılar | Resimler | Biyografiler | Firma Rehberi | Şairler | Köşe Yazıları |
Sesli Karadeniz Fıkraları
REKLAM

Bayburt Menü
 Ana Sayfa
HiZMETLER
 Firma Rehberi
BAYBURT
 Bayburt
 BayburtTurkuleri
 BayburtResimleriYeni!
 BayburtYemekleri
 Sanatçılarımız
 BiyografilerBRYeni!
 Fıkralar
 Destanlar
 AramızdanAyrılanlar
 Nöb-Eczane
 ŞehitlerGaziler
 SEÇiM 2007
 DedeKorkut2007
 OkulTanıtımlarıYeni!
ÜYE MENÜSÜ
 Mesajlarınız
 İletişim
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Linkler
ViDEO-KLiP
 Bayburt Klip
 islami Videolar
 Tarihi Videolar
 Sizden Gelenler
 YouTubeVideolar
 fikraVideolarYeni!
iSLAMiYET
 40hadis
 KuranOgren
 NamazSureleri
 NamazDualari
 KuranVeBilim
 Peygamberler
 EsmaÜlHüsna
 DiniSorular
 islamAhlakı
TARiH
 Atatürk
 Osmanlı
 OsmanlıArşivi
 Selçuklu
HABERLER
 HaberlerYeni!
 Çok Okunanlar
 Haber Arsivi
_SOMRESTRICTEDMEMBERS Haber Öner
GENEL BiLGiLER
 il il TurkiyeYeni!
 Tarihte_BugunYeni!
iL iDARECiLERiMiZ
 MilletvekillerimizYeni!
 ValilerimizYeni!
 BelediyeBaşkanlarıYeni!
EKiBiMiZ
· Ekibimiz
Bayburt Siteleri· 1: BAYBURT SOHBET
· 2: DDViDEO
· 3: FORUM
· 4: KUMRU NET
· 5: ingilizce Türkçe Sözlük
· 6: Alparslan Pazarlama
· 7: Yanıkçam Köyü
· 8: Gündoğumu Gazetesi
· 9: CAGLAYAN OTO BOYA
· 10: BaYBuRT yFoRuM SiTeSi

 LİNK EKLE
          Linkler Ana Sayfa

Kitap Tanıtım·Hazan Rüzgari
·Gümüshane-Bayburt
·1985 Bayburt Ermeni Ayaklanmaları
·Trabzon Gümüshane
·Torul Kürtün Tarihi
·AB Zaferinin Çan Sesleri
·Seferberlik Hikayeleri
Şiirleriniz

Yeni Eklenen Şiirler

Fıkralar
 .  BAYBURTLU  BAYBURTLU VE İSTANBUL
 .  BAYBURTLU  BAYBURTLU KADIN VE KÖPEK
 .  HZ. Adem HZ. Adem
 .  Huri ile N Huri ile Nuri
 .  Bogaz köpr Bogaz köprüsü
içimizden Birileri
Click Image

Sayfasına Git
E-KART

Tanıdıklarınıza Bayburt Resimlerinden E-Kart Göndermek İstermisiniz
istatistik
Pazartesi1142
Salı913
Çarşamba1209
Perşembe839
Cuma973
Cumartesi238
Pazar1
Toplam:39362
En Çok:1552




Bireyde Laik Olurmuş Meyer
İsmail ÖZ
İsmail ÖZ

Tarih: 1 Nisan 2008 Salı


Yıllarca okuduğunuz, bildiğiniz hafızanıza kazınmış terimler vardır bular öyle, anlam kaymasına kolayca sürüklenemezler; hatta buna zorlayanlar da toplum önünde komik duruma düşerler. Fakat bu günlerde bazı profesörlerin dahi böyle bir çaba içerisinde olduğunu görmek hakikaten şahsımı ve benim gibi düşünenleri üzmektedir. Ben yorumumu en bilindik bir kavram ‘Laiklik’ üzerinden yapmak istiyorum. Adeta hassas günlerin anısına laikliğe yeni bir mana kazandırmaya çalışanlar var; bizim öğrendiğimizin aksine. Biz nasıl bilirdik ‘Laiklik: Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.’ Yani devletler soyut yapısı gereği duyguları olamayacağı için bu ayırımı en iyi yapacak olan mercilerdir. Birey duygusaldır ve değerler noktasında objektif kalamaya bilir. Onun için de devlet Laik olur fakat birey Laik olamaz. Birey şunu yapar; Laik sistemi benimser, devlet eliyle uygulanmasını destekler. Benim yıllardır bildiğim bu ve yıllardır Türkiye’de eğitim hayatımızda öğretilen de budur. Zaten sahsım adına şunu ifade etmeliyim ki bireyin tarafsız olma ihtimaline kendimi asla emanet etmem. Bireyin inançlarında bağımsız nötr duruşuna da inanmıyorum. Hâkim çoğunluğun da benimle aynı fikirde olduğunu düşünüyorum; eğer böyle olmasaydı bugün Laik olarak adlandırılan kesim Sn. Başbakanın tarafsızlığından şüphe etmeyecekti. Ya da karşıt gibi gösterilip ötekileştirilmeye çalışılan kesim, Laik olarak adlandırılan insanların tarafsızlığından.


Din Sosyolojisi açısından baktığımızda da, dinin şekli ya da adı ne olursa olsun bir toplunda ortaya çıkma biçimi vardır. Din bireyin vicdanında tezahür eder sonra vicdanı aşarak toplumsal paylaşıma ve yayılıma zorlar. Yanı dini inançların bireylere, doğal yapısı gereği müeyyideleri vardır. Böyle olmasaydı dünyada yapılan misyoner (dini yayılmacı) hareketler olmazdı. Din ve ideolojiler bireylerine, uygulayacakları emirleri karşılığında kurtuluş veya nirvana ya da cennet vaat ederler. Tarihte insanlar üzerinde en büyük müeyyideyi her zaman dinler oluşturmuştur. Günümüzde cemiyet hayatıyla birlikte bu etki azalmış görünse de yine çok önemli bir etkiye sahiptir. Bu durum da bireylerin tarafsız kalabilmelerini neredeyse imkânsız hale getirmektedir. Teokratik devlet yapılarında diğer inanç mensuplarının hürriyeti, devlete şeklini veren hakim dinin adalet anlayışı ile sınırlıdır. Bunun dünyada çeşitli örnekleri mevcuttur. Bizim tarihimizde hürriyetler her zaman en yüksek seviyede olmuştur; dini yapının yüksek olduğu dömenler dahil.


Fakat bizim ülkemizde kelimeler üzerinden ciddi yozlaştırmalar yapıldığı için en köklü terimler bile hiç tereddüt edilmeden çarpıtıla bilmektedir. Demokrasiyi de tıpkı Laiklik kavramında olduğu gibi ihtiyacımıza göre kullanıyoruz. Aristo’nun dediği gibi ‘demokrasi şarlatanlıktır.’ Ben bunun aksini ortaya koyacak bir demokrasi olduğuna da inanmıyorum. En azından ben rastlamadım; fakat mutluluğun da kesinlikle karşılıklı tahammülden geçtiğine sonuna kadar inançlıyım. Bu sistemin adı her ne olacaksa ben de o sistemi sonuna kadar destekliyorum.


Son zamanlarda Türk Toplumunun milli ve manevi değerlerinin ciddi derecede ve tehlikeli bir biçimde sorgulanması onları samımı olarak yaşayanları üzmektedir. Bu tutumun özellikle medya ve bilim adamları çevresinden gelen örnekleri çok daha manidardır. Bu zemin, daha önce yanlış düşüncelerini söylemekten imtina edenlere, fikirlerini yüksek perdeden dillendirme imkânı da sunmuştur. %99 Müslüman olan bir ülkenin inanç ve kültür terminolojisini adeta alabora eden yaklaşımlar ancak %99’u rencide eder. ‘İnşallah ve maşala-ı’ sorgulamaktan bahsediyorum. Eğer hal böyle ise iş çoktan sıkıntıya girmiştir. Bu kelimelerin söz konusu edilmesi sorgulananlar kadar sorgulayanları da düşündürmelidir. Bu temennileri hayatında kullanmayan bir vatandaşımız olduğuna inanmadığım için.


Tarafsız olamadığımız ve duygularımıza yenildiğimiz bir başka şeyde şudur, Cumhurbaşkanına ve Başbakana yapılan yüksek dozlu eleştirilerde, şahısların ve işgal ettikleri makamlarının karıştırılmasıdır. Onlarda bu ülkenin saygın makamları değil mi? Tıpkı yargı makamlarımız gibi. Bugün Sn Tayip Erdoğan, yarın başkası; kalıcı olan ise Türkiye Cumhuriyetinin yüce bir makamıdır. Oysa geldiğimiz nokta sokaktaki bir vatandaşımızın dahi hiç çekinmeden cüretkâr bir biçimde bu değerli makamları hiçe saymasıdır. Her insandan daha fazla inandığım fikir hürriyetinin de mutlaka bir etik yapısı ve sınırı vardır. Bu ülke hepimizin olduğuna göre öteki beriki veya şucu bucu gibi nereden destek aldığı belli olmayan kaplaşmalara pirim verilmemelidir. Unutmayalım ki elimizle zayıflattığımız bir ülkenin dünya önünde başarma şansı yoktur. Yakınlık bekleyenler yaklaşma eğilimi de göstermek zorundadırlar.



“Benim oyum Anadolu’da ki cahil bir köylünün oyundan daha değerlidir.” diyen bir üniversite gençliğine de şahit oluyoruz. Taşıdığımız insanlık değeri olarak ne farkımız var. Bu ülkede kendisini üstün görenlerin seçtiği yönetimlerde en büyük ezilmişliği yaşayanlar da bu köylüler değil miydi? 23 yaşına kadar köyde yaşamış biri olarak bunun ne demek olduğunu iyi bilenlerdenim. Yıllardır ekonomisi yerlerde sürünen bu ülkenin siyasi aktörleri uzaydan da gelmemişti sanırım. O zaman “sen daha iyisini seçersin, ben daha iyisini” gibi insanları aşağılamak yerine madem bilgiliyiz gidip oralardaki insanlarımızı yetiştirelim. Onları aşağılarken aşağılaşmamışta oluruz böylece; zannediyorum. Çünkü bu insanlar öyle veya böyle cahil kaldılar. Bunda her eğitimlinin ve idarecinin mesuliyeti öyle ya da böyle vardır. İşimizi yapmayıp, işgüzarlık yapmaya gerek olduğunu da zannetmiyorum. Mağduriyetin veya mağlubiyetin faturası böylesine komik bir gerekçeye bağlanmamalı.


Sonuç olarak şunu ifade etmeliyim, yaklaşık altı bin yıllık yazılı kökeni bulunan milletimizin, oturmuş ve köklü motiflerini yozlaştırma çabası ne kadar yanlış ise anlamı yıllardır bilinen bazı kavramların da günü kurtarma çabalarına kurban edilmemesi de o kadar yanlıştır. Hukukun üstünlüğü prensibini sonuna kadar savunan biri olarak, adaleti de bir o kadar istiyorum. Çükü hepimiz ancak güçlü bir Türkiye ile çakalların ve magandaların esaretinden arınmış bir yaşam sürebiliriz. Kavramları yerli yerinde kullanmak anlamlarını zayıflatmamak hepimizin görevidir. Hele bu kavramlar ülke ile ilgili anlamlar içeriyorsa bu itina çok daha fazla olmalıdır.





  
İsmail ÖZ




Bu köşe yazısı 52 defa okundu. Toplam 848 kelime


Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa Pdf Formatı Pdf Formatı Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: İsmail ÖZ ] - [ Yazarlar İndeksi ]


yorum

Bireyde Laik Olurmuş Meyer
Gönderen: Bayburtlu Tarih: 2008-05-14 17:41:34
Puanım:


yazılarınızdan ötürü sizi tebrik ederim.din ve devlet işlerini birbirine karıştırmamak lazım.tabiki devlet laik olmalı onun içinde Türkye Laikdir laik kalacak.yazılarınızda başarılar dilerim.Erhan SEZEK


Bireyde Laik Olurmuş Meyer
Gönderen: Bayburtlu Tarih: 2008-05-14 17:40:29
Puanım:


yazılarınızdan ötürü sizi tebrik ederim.din ve devlet işlerini birbirine karıştırmamak lazım.tabiki devlet laik olmalı onun içinde Türkye Laikdir laik kalacak.yazılarınızda başarılar dilerim.



Her Türlü Soru ve Düşünceleriniz İçin
bayburtrehberi@gmail.com , bayburtrehberi@hotmail.com

Bayburt Rehberi (© 2006) Bayburtlunun internetteki adresi .

Tema Tasarım Coşkun Mavimsn.Com