''(1) Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, Devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(3) Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede, bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.(4) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.''
Yani görüldüğü üzere Türkiye Cumhuriyetine ve TBMM alenen aşağıılayan kişiye verilen en kutsal bir ceza maddesidir. Çünkü TÜRK kimliği kurumu Dünyanın en şerefli insanı ve onun kurumu da en şerefli kurumudur. Şimdi bunu değiştirmek isteyen AB zihniyeti zavallı insanlara sormak isterim. Bu yasayı sırf icazet aldığınız bazı yerler istedi diye siz bu hassas konuyu değiştirmeye nasıl teşebbüs edersiniz. Yani siz yoksa TÜRK milletinden olmaktan rahatsızlık mı duyuyorsunuz? Milli Değerleri örfünüzü adetinizi nasıl olurda bir heves uğruna değişirsiniz doğrusu mantık kabul etmiyor.. AB sizin beyninizi nasıl yıkamış? Nasıl sizleri hipnotizma etmişler i? O zaman çıkıp da Yüce Türk Milletinin karşısına biz icazeti Milletimizden alırız demeyin.Yüce Türk Milletinin gözünün içine baka baka yalan söylemeyin. Sizler icazetinizi AB den ve ABD den aldığınız bu hassas yasayı değiştirmenizden açık ve net belli olmaktadır. Ve sizin Bizler İcazetimizi Yüce Milletimizden Alırız sözü de biraz ağur ifade olacak ama YALAN olmaktadır.
301. maddeye karşı olanlar; 301. Maddenin ifade özgürlüğüne doğrudan bir tehdit oluşturduğuna inanmaktadır. İfade özgürlüğü Uluslararası medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 19. Maddesi ve Avrupa İnsan Hak ve Temel Özgürlüklerinin Korunması Sözleşmesinin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) 10. Maddesiyle koruma altına alınmıştır. Türkiye bu iki Sözleşmeye de taraftır ve bu nedenle bu özgürlüğün kullanılması ve korunması yönünde yasal yükümlülüğü vardır şeklinde görüş beyan etmekteler.. Bu maddeyi acilen değiştiren içimizde barındırdığımız ne olduğu belli olmayan bazı vatan hainleri de vardır. Yani Bu ülkenin her türlü nimetlerinden yararlanıp özgürce herşeye katılan bu nankör ve vatan hainlerini zaten sizde tanıyorsunuz.Yaptığı eylemleriyle.Ama yine de iyice tanıyasınız diye yazmak istiyorum.Bunlar aynı zamanda bu maddeden yargılanan kişilerdir. İşte o kişiler;
Orhan Pamuk
uluslararası üne sahip olan ve Kar ve Benim Adım Kırmızı gibi kitapları birçok dile çevrilen ve Nobel ödülü sahibi yazar. 5 Şubat 2005 tarihinde Tages Anzeiger adlı bir İsviçre gazetesine verdiği röportaj sırasındaki bazı açıklamaları nedeniyle hakkında 301. Maddeden dava açıldı. Röportajda Orhan Pamuk, "30 bin Kürt ve bir milyon Ermeninin öldürüldüğünü" söylemişti, "Neredeyse hiç kimsenin bundan söz etmeye cesaret edemediğini, ancak kendisinin söylediğini"; bu nedenle nefret edildiğini belirtmişti. Orhan Pamuk un Avrupa dada çok popüler olması ve Nobel ödülü alması ve Avrupa dan gelen baskılarla Pamuk ceza almadı. Orhan Pamuk un Nobel ödülü almasında söylediği bu sözlerin de payı olduğu pekçok kişi tarafından tartışılıyor. Hatta bu sözleri söylemeseydi Nobelide alamazdı görüşü kuvvetle savunuluyor.
Hrant Dink;
Herhalde bu maddenin en kötü mağduru diyebiliriz. 17 yaşındaki Ogün Samast tarafından öldürülen İstanbul'da Ermenice yayınlanan Agos gazetesinin yazarı ve yazı işleri müdürü. Ermeni kimliğiyle ilgili yazdığı bir yazıda "Türklüğe hakaret ettiği" gerekçesiyle Şişli Asliye Hukuk Mahkemesinin 7 Ekim 2005 tarihinde verdiği 6 ay hapis cezası ertelendi. Davaya bakan savcının iddiasına göre, Hrant Dink makalesini Türk ulusal kimliğini aşağılamak amacıyla yazmıştı. Ayrıca, başka bir nedenle hakkında 301. Maddeden açılan bir başka dava bulunuyor (aşağıda). Mahkeme cezayı gazetecinin daha önce sabıkası olmaması nedeniyle, aynı suçu bir kez daha tekrarlamaması koşuluyla tehir etti. Hrant Dink hala temyiz kararını beklerken öldürüldü.
Elif Şafak;
Yazar, kitabında kullandığı ifadeleri, savcılar Türklüğe hakaret içerikli buldular ve dava açtılar, Avrupa dan gelen siyasi baskılarla dava düştü.
Şehmus Ülek
Mazlum Der Başkan Yardımcısı. 14 Aralık 2004 tarihinde Mazlum Der Urfa Şubesinin düzenlediği "Küresel Güvenlik, Terör ve İnsan Hakları, Çokkültürlülük, Azınlıklar ve İnsan Hakları" başlıklı konferansta yaptıkları konuşmalar nedeniyle, Şanlıurfa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi O ve Hrant Dink aleyhine eski TCK'nın 159.Maddesinden (yeni TCK 301. Maddesi) açtığı dava 28 Nisan 2005'te görülmeye başlandı. Şehmus Ülek konuşmasında Türkiye Cumhuriyetinin ulus-devlet kurma projesinin özellikle ülkenin güneydoğusunu etkilediğinden; Hrant Dink ise Türk kimliğine dair resmi görüşle ilgili kişisel algılamasından söz etmişti.
Ragıp Zarakolu;
yayıncı, Mayıs 2005'te Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde yayıncı aleyhine, Dara Zakayan'ın kitabının Türkçe çevirisini (Bir Ermeni Doktorun Yaşadıkları: Garabet Haçeryan'ın İzmir Güncesi; İstanbul: Belge 2005) basmaktan dolayı açılan dava görülmeye başlandı. Ragıp Zarakolu, "Türklüğü ve güvenlik güçlerini aşağıladığı" gerekçesiyle TCK'nın 159. Maddesinden, ardından da TCY 301. Maddeden yargılanıyor. Aleyhinde bir başka dava da George Jerjian'ın yazdığı kitabın Türkçesini (Gerçek Bizi Özgür Kılacak; İstanbul: Belge 2004) bastığı için açıldı. Bu dava da "devlet ve cumhuriyete hakaretten" TCK 159 (daha sonra 301'e çevrildi) uyarınca ve "Atatürk'ün hatırasına hakaret" nedeniyle de 5816 nolu yasa uyarınca açıldı.
Fatih Taş,
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi ve Aram Yayınevinin sahibi. Amerikalı bir akademisyen olan John Tirman'ın yazdığı kitabın Savaş Ganimetleri: Amerikan Silah Ticaretinin İnsan Bedeli (İstanbul: Aram, 2005) Türkçesini yayınladığı için halen 301. Maddeden yargılanıyor. İddiaya göre kitapta yer alan haritada Türkiye'nin büyük bir bölümü aslında Kürt olduğu ve Türk ordusunun 1980ler ve 90larda ülkenin güneydoğusunda birçok insan hakkı ihlali işlediğini iddia ediyor. Fatih Taş kitapta daha önce Türkiye Büyük Millet Meclisi ya da medyada tartışılmadık hiçbir şeyin yer almadığını ve Türkiye'yi ve Türklüğü aşağılamadığını öne sürüyor. Bildirildiğine göre savcı kitaptaki her "hakaret"in ayrı bir suçlama olarak ele alınması ve yargılanmasını ve Fatih Taş'a 10 yıl 6 ay hapis cezası verilmesini istiyor. Kitapta yer alan başka açıklamalar nedeniyle de Fatih Taş hakkında Atatürk'e alenen hakareti yasaklayan 5816. Maddenin 1/1 ve 2. maddelerinden dava açıldı.
Murat Pabuç
malulen emekli bir teğmen. Türk ordusunda görev yaptığı sırada Ağustos 1999 depremine ve ardından yaşandığı iddia ettiği kurumsal yolsuzluklara tanık oldu. Askeri görevleriyle ilgili yaşadığı düş kırıklığı ve askerlerin sıradan insanlardan yabancılaştığını düşünerek emirlere itaat etmemeye başladı. Sonunda psikiyatrik tedavi görmeye başladı. Haziran 2005'te Boyalı Bank Nöbetini Terk Etmek adlı kitabını yayınladı. Orduda yaşadıklarını ancak böyle ifade edebildiğine inanıyor. Sonuç olarak "orduyu alenen aşağıladığı" gerekçesiyle 301.Maddeden yargılanıyor.
Birol Duru
gazeteci. Güvenlik güçlerinin Bingöl ve Tunceli'de ormanları yaktığına dair İHD'nin yaptığı açıklamayı Dicle Haber Ajansı'nda yayınladığı için 17 Kasım 2005'te 301.Madde uyarınca "güvenlik güçlerini aşağılama" ile suçlandı. İHD Bingöl Şubesi başkanı Rıdvan Kızgın da basın açıklamasının içeriği nedeniyle bir başka yasayı ihlal etmekle suçlanıyor. Rıdvan Kızgın aleyhine 2001'den beri 47 dava açıldı. UAÖ Türkiye ve Avrasya'daki insan hakları savunucularıyla ilgili yürüttüğü kampanya bağlamında Kızgın'la ilgili bir web eylemi yürütmekte
Değerli Okurlarım
bu örnekleri gördüğüm zaman inanınki bu insanlara ne diyeceğimi şaşırıyorum.Cebinde TC Kimliği taşırlar sonra kalkar hakaret ederler. Yani dünyanın hiç bir ülkesinde böyle rezil bir durum görülmemiştir ve görülmezde.Yani şaşırıyorum kahroluyorum.Bazen diyorum ki örmeğin bu yasayı değiştirin acilen değiştirin diyen AB ve onun yandaşı ABD acaba kendi milletlerine biri hakaret etse ve TÜRKİYE CUMHURİYETİ de değiştirin dese nasıl bir tepki olurdu? Doğrusu çok merak ediyorum. Cevabı gayet basit aslında. O da AB yi oluşturan ülkelerde kendi milletine ve kurumlarına saldırı yapacak ha valla biraz sıkar. Onlarda ne cezalar var.Adı medeni bu ülkelerin.Mesala ABD sözde medeni geçinen bir ülke.Ama onların Hapishanelerinde hala işkenceler devam ediyor. Hal böyleyken kaldı ki kendi ırkına ve kurumlarına hakaret.yapacaksın.Valla bu iş zor.Yani insanın mangal gibi yüreği olacak ve çok da kabadayı olacak ki ancak.Yoksa bunların cezalarına kimse dayanamaz. Bize yok yasalarınızı değiştirin yok şunu edin bunu edin diyorlar ama onlar birkez yasa yaparlar ve milletlerine sorarlar onlar eğer değiştirin derse yaparlar ki bu zor bir ihtimal.Bu sonuçta bizlere açık ve net gösteriyor ki AB ve ABD bulmuş bir zavallı hükümeti otur otur kalk kal.Yani askerde emre itaat diye bir terim vardır ya iştima kalkarsın sıraya dizilirsin ilk önce sabah sporu yapaesın silahla eğitim yaparsın sonra rahat derler dağılır özel hayatına bakarsın.Şimdi mevcut iktidarında yaptığı bu.Yani başlarında bir AB denilen Tabur komutanı ve ABD denilen bir subay ve astsubay var onlar şunu yapın bunu yapın yok APO yu baştan yargılayın.Bakıyoruz aniden herşey dedikleri gibi oluyor. İşte 301.Madde bunlara bir örnek..Ben daha ne diyeyim ki herşey açık ve net şekilde gözüküyor.
"Türklüğe Hakaret diye bilinen 301.Maddenin işte yeni değişen hali; Teklife göre, 301. maddenin başlığı, ''Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama'' olarak değişiyor.Önerge ile değiştirilerek kabul edilen teklifte yer alan 301. madde şöyle:''(1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini veya Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, 1. fıkra hükmüne göre cezalandırılır.(3) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.(4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır
Bakalım bu gidiş nereye kadar. Hep birlikte göreceğiz.Ve asıl önemli gidişi yasanın bu değişen yeni halinden sonra göreceğiz. Bu bir reform değildir.Bu TÜRK lüğe hakarete bir prim yasasıdır. Bunu da dünyanın hiç bir ülkesi değiştiremez ve değişmesini bile söz konusu edemez..Asıl dananın kuyruğu bundan sonra kopacak.Ben bugün burda diyorum.Ve hep birlikte bu süreci takip edelim. Acaba bu insanlar birgün hesap zamanı nasıl hesap vereceklerdir. Doğrusu bunu da merak ediyorum.Yani bu makam hep sonuna kadar gidecek değil.Birgün gelecek o makama güvenip herşeyi yaptığınız tüm işlerin hesabı teker teker sorulacak tarih sizi yargılayacak. Gerçi bunların başında AB ve ABD varken birşey olmazda. Ama gün gelecek bunlarda elini ayağını çekecek ve yine dönüp dolaşıp YÜCE TÜRK MİLLETİ ne dönecekler.Acaba o zaman bunlar bu Yüce Milletimizin yüzüne nasıl bakacaklardır ne diyeceklerdir doğrusu merak ediyorum.Ve tüm bu olayları da zamanla yaşayıp göreceğiz.
Gelecek Hafta görüşmek ümidiyle Sağlıcakla Kalın..
Selam ve Saygularımla