![]()
BAYBURT - 5 Nisan Avukatlar Günü olması Münasebetiyle Gümüşhane-Bayburt Bölge Barosu Bayburt İl Temsilciliği tarafından Öğretmen Evinnde müzik eğlence programı düzenlendi..
Düzenlenen programa Bayburt Vali Yardımcısı( Vekili ) Polat Kara, Bayburt Başsavcısı Mithat Kutanoğlu, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ali Efendİ Peksak Gümüşhane-Bayburt Bölge Barosu Başkanı Avukat Ali Haydar Dereli Gümüşhane-Bayburt Bölge Barosu Bayburt İl Temsilcisi Avukat Serkan Pekmezci ve Yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra hakimler savcılar ve çok sayıda avukat ve adliye mensubu katıldı.
Avukatlar gününün kutlanmaya başlandığı ,lk günden beri diğer günlerde olduğu gibi sorunların anlatıldığı, çözümlerin aranıp birçoğunun bulunmadığı ya da bulunmak istenmediği bir yılı daha geride bıraktıklarını vurgulayan Gümüşhane- Bayburt Bölgesi Baro Başkanı Avukat Ali Haydar Dereli konuşmasına şöyle devam etti;" Ancak her geçen yıl savunmanın önemini daha da artırmış ve bugün gelinen noktada Cumhurbaşkanı veya Başbakan dahi olunsa Herkesin Savunmaya İhtiyacı Olacağı kesin olarak ortaya çıkmıştır.
Hukuk Devleti başta olmak üzere, Hukukun üstünlüğü, insan hakları ve yargı bağımsızlığı amacı ile 1969 yılında kurulan Türkiye Barolar Birliği, bu yolda ödünsüz yürüyüşünü sürdürmüş; eksiksiz demokrasi ve adil yargılanma yanında tüm özgürlüklerin engelsiz bir biçimde kullanılmasını amaçlamıştır. Bu amaçlarla ve Barolar Birliğine bağlı olarak, Gümüşhane Barosu; Türkiye Barolar Birliğinin 25 Temmuz 1974 tarihli kararı ile kurulmuştur. Türkiye Barolar Birliğinin 2002 yılındaki kararı ile, birden fazla ili bünyesinde toplayan barolara Bölge Barosu adının verilmesi ile de, Gümüşhane-Bayburt Bölge Barosu adını almıştır. Bugün Gümüşhane ve Bayburt'ta birlikte, toplam 38 avukat ile halkımıza hukuk yardımı yapıyoruz. Yani Gümüşhane ve Bayburt'u değil eller, iller ayırsa bile, biz yine birlikteyiz, bundan onur duyuyoruz. Gümüşhane Bayburt Bölge Barosu Yönetim Kurulu olarak, toplumu ilgilendiren konularda, sürekli olarak kamuoyunu aydınlatmaya çalıştık. Herkesin her istediğini değil de, kendi alanı ile ilgili beyanlarda bulunmasını, hukuki konularda hukukçuların haricinde açıklama yapılmaması sağlamak istedik. Hukuki konularda da, görüşlerimizi açıklamaktan çekinmedik. 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan meclis toplantı yeter sayısının kaç olduğu konusunda 367 Milletvekiline ihtiyaç olmadığını savunduk. Yine yakın zamandaki türban ile ilgili kanunda Üniversitelerde özgürlüğü savunarak kılık kıyafet serbestliğinden yana tavır aldık. Son olarak, AKP ye açılan kapatma davasında, demokrasilerde asıl olanın partilerin halk tarafından kapatılması olduğunu, bu nedenle açılan davayı demokrasi, siyaset ve ekonomi açısından doğru bulmadığımızı; ancak Anayasa da var olan bir hakkın kullanımı nedeniyle, davayı gerekçe göstererek anayasal bir kurumu ve onun temsilcilerini rencide etmeninde yanlış olacağını, yargıya olan güven ve saygının korunması gerektiğini kamu oyu ile paylaştık. Çünkü, Çağımızın yönetim anlayışı olan anayasal demokrasi, her ne kadar açık, özgür, adil seçim demek ise de; aynı zamanda hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı ilkesi, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile birlikte temel hak ve özgürlüklerin tanındığı ve güvence altına alındığı bir sistemdir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kapatılması ve bir kısım yöneticilerinin siyasetten yasaklanması isteğiyle dava açmış olmasını da bu çerçevede değerlendirmek;siyasi görüş ve tercihlerimiz her ne olursa olsun, demokrasi anlayışımıza ne kadar ters düşerse düşsün, salt böyle bir davayı açtı diye Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını ve onun şahsında anayasal bir kurumu tahkir ve tezyif etmekten kaçınmak, kurumun saygınlığını, sakinliğimizi, soğukkanlılığımızı korumak, her koşulda demokratik olgunluğumuzu göstermek zorundayız. Kaldı ki,davayı açan savcılık, makamı karar makamı olmayıp, sadece iddia makamıdır.Bu iddiaya karşı savunma Makamı yeterli savunmayı yapmalıdır.
Ülkemizin de taraf olduğu Sekizinci Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilen ve Havana Kurulları olarak bilinen Avukatların İşlevlerine İlişkin Temel İlkeler'in 16.maddesinin son bendine göre; "Hükümetler, Avukatların kabul görmüş meslek ahlak kurallarına, görevlerine, standartlarına uygun faaliyette bulundukları için kovuşturma veya idari, ekonomik ya da başka bir yaptırımla sıkıntı çekmelerini veya tehditle karşılaşmamalarını sağlarlar.
Anayasamızın 90.maddesi hükmü gereğince ülkemiz yönünden bağlayıcı nitelikte olan bu düzenlemeye rağmen, 4667 Sayılı Yasa ile değişik 1136 Sayılı Avukatlık Yasası'nın ½.maddesi hükmüne göre 'yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eden' Avukatın mesleki varlığı çoğu zaman görmezden gelinmekte, hakları çiğnenebilmekte, sorunlarına ilgisiz kalınmaktadır.
Türkiye'deki tüm Baroların ve Türkiye Barolar Birliği'nin aksine görüşüne rağmen gençleri kalitesiz hukuk fakültelerinden, iş sahiplerini niteliksiz avukatlardan koruma işlevi görecek olan ve dünyanın pek çok ülkesinde uygulanmakta bulunan Avukatlık sınavının kaldırılmış olması; Avukatlık Kanunu'nun açık ve emredici hükmü hiçe sayılarak avukatlık kimliğinin resmi kimlik olarak kabul edilmemesi ve bunun yargı kararıyla da benimsenmesi; CMK bünyesinde görev yapan müdafilerin yaptıkları hizmetin karşılığında ödenmesi gereken ücretlerin ödenmemesi ve ödenmesinde yaşanan sıkıntılar; Avukatlık Yasası'nda yer alan düzenlemelere aykırı biçimde hazırlanan yönergelerle gerek hukuk, gerekse ceza davalarına ilişkin dosyaların incelenmesinin zorlaştırılması; Adalet Bakanlığı'nın Barolar ve Avukatlar üzerindeki idari vesayetinin ağırlaştırılarak sürdürülmesi; Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde öngörülmesine, AB İstişari Ziyaret Raporlarında eleştiri konusu yapılmasına rağmen iddia ve savunma makamları arasındaki silahların eşitliği ilkesinin uygulamaya konulmaması; kamu avukatlarının mali sorunlarının çözümlenmemesi; Noterlik Yasası'nda yapılan değişikliklerin yanı sıra marka, patent vekilliği ve mali müşavirlerle ilgili olarak yapılan düzenlemelerle Avukatlık mesleğinin alanının daraltılması; Türk Avukatlığının aleyhine olacak biçimde uluslararası hukuk firmalarının önünün açılması" gibi hususlar az yukarıda yer alan tespitimizi doğrulayan örneklerdir. Oysaki hukuka saygı ilkesi üzerine kurulmuş bir toplumda Avukatın görevi, sadece savunmakla yükümlü olduğu yargılamaya tabi kişiler yönünden değil, adaletin gerçekleşmesi, hak ve özgürlüklerin korunması yönünden de vazgeçilmez değerdedir.
Dileğimiz, biz Avukatlardan daha çok ülkemiz yönünden, halkımız yönünden, ülkemizin uluslararası toplumdaki saygınlığı yönünden, herkes için ortak güvence olan hukuk ve yargı yönünden önemli olan bu sorunların ivedilikle çözümlenmesi, savunma mesleğinin özverili emekçileri olan Avukatların hak ettikleri yere gelmeleridir. Bu vesile ile tüm meslektaşlarımın 5 Nisan Avukatlar Günü Kutlar Sağlık ve esenlikle dilerim"dedi.
Program daha sonra TRT Erzurum Sanatçılarının seslendirdiği sevilen parçaların seslendirilmesi ve Bayburt ve diğer bölgelere ait folklör oyunlarının sergilenmesinin ardından sona erdi.
