Ana Sayfa  Hesabınız  Bize Ulaşın  BAYBURT  FORUMLAR  Biyografiler  Firma Rehberi  Aramızdan Ayrılanlar
 


Bayburt Rehberi: Forumlar

Bayburt Rehberi FORUM :: Başlığı Görüntüle - AKARSULAR (LOTİK SULAR) VE ORGANİZMALAR
 Pano KılavuzuPano Kılavuzu   AramaArama   GruplarGruplar   HesabınızHesabınız   Kişisel MesajlarKişisel Mesajlar   Oturum AçOturum Aç 

AKARSULAR (LOTİK SULAR) VE ORGANİZMALAR

 

Bu Konuyu ... Sitesinde Paylaşıma Sun.

BlinkList del.icio.us FaceBook Folkd Furl Google Linkarena Mister Wong oneview Webnews Yahoo MyWeb YiGG
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu -> Genel Gündem Olayları Printable version
« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
alp
Usta Üye
Usta Üye


Kayıt: Feb 01, 2007
Mesajlar: 362
Şehir: ankara

MesajTarih: Pzr Eyl 25, 2011 9:47 am    Mesaj konusu: AKARSULAR (LOTİK SULAR) VE ORGANİZMALAR Alıntıyla Cevap Gönder

AKARSULAR (LOTİK SULAR) VE ORGANİZMALAR

ALPEREN GÜRBÜZER

Belli ki ilk hayatın sudan başladığını unutalı yıllar olmuş. Bu yüzden olsa gerek ısrarla ‘Tuna nehri akmam’ diyor. Her ne kadar bu kahramanlık marşımızın dizeleri savaşta yaşananlar için söylense de niye aksın ki. Çünkü tüm akan suların ab-ı hayat olduğunu unuttuğumuz gibi Tuna’yı da unutmuşuz maalesef. Hatta o meşhur akarsu şimdilerde maviliğini yitirmiş durumda. Maalesef çevre kirliliği akarsuları da derinden vurmaktadır. Hakeza Ren nehri de öyle. Baksanıza Avrupalılar bu nehre artık ‘Avrupa kanalizasyonu’ demeye başladılar bile. Neyse ki her şeye rağmen kirletilen su, tabiat içerisinde bir döngü ile tekrar kullanılır hale gelebilmektedir. Zira gerek insanların kullandığı sulardan arta kalanlar, gerek bitkilerin terleme yoluyla (transpiration) bıraktıkları damlacıklar, gerek hayvanlardan perspiration yoluyla ayrışan su, gerekse nehir, göl ve denizlerde buharlaşma sonucu açığa çıkan suyun atmosferde toplanmasının ardından (Evapo-transpiration) tekrar rahmet yağmuru şeklinde yeryüzüne temizlenmiş halde dönebilmektedir. Yani yeryüzüne düşen yağışın 1/3’ü kadarı akarsular vasıtasıyla yeniden denizlere aktarılabilmektedir. Zira nehirlerde su takriben haftada bir, göllerde 10–100 yılda bir, denizlerde ise 3600 yılda bir defa tazelenmekte olduğu tahmin edilmektedir. Anlaşılan o ki bu döngü sayesinde kullanılan su hem sabit kalmakta hem de temizlenmekte. Zaten tabiatta bu su dengesi olmasaydı atmosferden inen su yerin alt katmanlarında kaybolması söz konusu olacaktı ki, bu tam manasıyla biyolojik dengenin sarsılması demektir. Hatta su olmasaydı sindirimde yapamazdık. Dolayısıyla vücudumuzun % 73’ü su olduğunu hesaba kattığımızda Allah’a ne kadar şükretsek azdır diyebiliriz.
Şu suyun güzelliğine bak ki ağaçların ve bitkilerin gövdesine ve tepelerine tırmanmakla kalmayıp tıpkı akarsuda olduğu gibi aşağıya doğru da akmaktadır. Bir akarsu kaynağı ile kaynağından döküldüğü yere kadar olan kısmı arasında ekolojik bakımdan oldukça geniş farklar vardır. Şöyle ki;
A-Kaynak formları- Kaynaklar ekolojik bakımdan oldukça yeknasak olan ortamları teşkil ederler. Çöllerin kavurucu sıcaklıklarında akrepler ve örümceklere rızk veren Allah, akarsu yataklarında hayatlarını idame ettirecek canlılara bir program ve organ donanımını esirgemeyecektir elbet. Karada olduğu gibi akarsuların da kendine özgü hayat şartları mevcuttur. Genelde akarsu kaynak formları ortam bakımdan temperatürü sabit olup, buralarda daha çok stenotein türler yerleşmiş durumdadır. Soğuk kaynaklarda bitkiler nadir olup, sadece birkaç alg ve yosun türleri ile temsil edilirler. Fauna bakımdan ise platyhelminthes türleri (planaria, alpina), Amphipod türleri (Gammarus sp), İsopoda potter da türleri (aselus) ve bazı böcek larvalarından meydana gelmiştir. Sıcak su ihtiva eden kaynaklarda ise bazı termofil türlere rastlanmaktadır.
İlginçtir Yeni Zelanda’da Allah’ın büyük bir nimeti olarak ırmaklar çok sıcaktırlar. Bu yüzden bu ülkede yaşayanlar sıcak su sıkıntısı çekmezler. Fakat her nimetin bir de külfeti var elbet. Nitekim Yeni Zelanda’da sık sık depremlerin olması da gözden kaçmamaktadır. Belli ki kaynar sularla ısınan toprak üzerinde tetikleyici rol oynayıp sarsıntılara sebep olmaktadır.
B-Akarsu formları- Ekolojistlerin çoğuna göre bir akarsu akış hızına, genişliğine ve yatak şekline göre birkaç zonda incelenebilir. Nitekim her zon dominant olarak ihtiva ettiği bir balık türü ile karakterize edilirler.
Alabalık zon (Nehirlerin üst kısımları, şelaleler)
Alabalıkların dominant olarak bulundukları zondur. Bu zonda alabalıkların hayatları optimal şartlarda geçer. Dolayısıyla yaşadıkları akarsuyun mutlaka temiz ve serin olması şarttır. Bu yüzden genelde akarsuların aşağıya doğru akması esnasında tükettikleri oksijeni, kenarlarında kordon boyu dizili ağaçlar tarafından takviye edilerek bu meselede halledilmiş olmaktadır. Aksi durumda oksijensizlikten dolayı yatağında kıvrım kıvrım akan akarsular alabalıktan mahrum kalacaklardı. İlginçtir akarsu aşağıya doğru akar diyoruz ya, alabalıklarda sanki akarsuyun bu akış insicamını bozmamak adına onlarda tek bir yöne doğru yüzmektedirler. Yüzlerce alabalığın nizami bir tempo içerisinde akarsu içerisinde yol alması elbette ki hayreti şayan bir olay olsa gerektir. Bu zonun genel karakteristik özelliklerine baktığımızda şu hususlar göze çarpmaktadır. Şöyle ki:
—Sular çok hareketli olduğundan O2 (oksijen) bakımdan zengindirler.
—Plankton yoktur, fakat zeminde hem fauna (hayvan toplulukları) hem de bitki florası mevcuttur.
—Taşlar üzerinde cycliophora (yeşil algler), lemanea (kırmızı algler), yosunlar, porifera ve bryozoa türlerine rastlanmaktadır.
Zeminde ise tricladida ve molluscalara (angus fluviatilis) rastlanır. Bu zonun başlıca öteki türleri efemerler, plecopterler, phylon ve birkaç diphterie türünden meydana gelmiştir. Balıklar transversal olarak yassılaşmış olduklarından yüzmeleri kolaylaşmış haldedirler.
Som Balığı (Thymallus thymallus) zonu
Som balığı yıllarca denizlerde gurbet hayatı yaşadıktan sonra doğduğu nehre dönebilmektedir. Düşünebiliyor musunuz yıllar sonra yolunu şaşırmadan vatanın kavuşması mucizevî bir olay olsa gerektir. Bu balığın zonu özellikle kuzey memleketlerinde alabalığın bulunduğu zondan sonra gelir. Genellikle nehirlerin genişlediği, zeminin kum ve çakıllarla örtülü olduğu bölgelere denk gelirler. Bazı bölgelerde ise Thymallus’un yerini Telestes sofia alır. Hatta Leuciscus rutilus’ta bu zonda yerleşmiştir diyebiliriz.
Tekir balığı (Barbus) ve Chondrostoma nasus zon
Bu zon daha çok nehirlerin durgun kısımlarında meydana gelip, bitki bakımdan oldukça zengin bir zondur. Zira zemin çamurunda molluscalardan unio, anodonta, psidium genusu türleri ile oligochaet ve chironomidler bulunur. Aynı zamanda bu zon plankton bakımdan da zengindir.
Bu zonlardan başka akarsu yatakların çamurları içerisine karışmış bilmediğimiz nice hayata dair mucizeler de mevcut. Nitekim yılan balığı cinsinden zarganalar yavrularını beslemek üzere akarsu kumlarına gömmektedirler. Peki, gömülen bu hayvanlar nasıl beslenecek derseniz, onları yaratan rızkını da ona göre yaratmıştır elbet. Şöyle ki; su içerisinde çamurlar içerisine sinmiş besinler adeta filtre edilerek sanki gizli bir ilahi güç tarafından ağızlarına iletilecek şekilde rızıklanırlar. Hatta bu süreç yavru balığın 1 yaşını doldurana kadar devam eder de. Bir yaşından sonra yılan balığı yavrusu için artık gömülü kumlardan başını çıkartmak zamanı gelmiştir. Derken yavru balıklar pırıl pırıl bir dünya’ya gözünü açmak suretiyle engin denizlere yelken açarlar. Yılan balıkları olgunluk çağına geldiklerinde bulundukları değişik türden göl ve nehirlere göç edip buralarda yavruladıktan sonra ölürler. Derken bu döngü yılan balıklara özgü bir şekilde devam edip, böylece suyun her bir katresi yılan balığıyla ünsiyet kurmuş olur. Kelimenin tam anlamıyla yön tayini veren ilahi güç karşısında adeta dilimiz tutulmakta.
Anlaşılan o ki balıklar dünyanın tüm tuzlu ve tatlı suları içerisinde yaşayan canlılar arasında en dikkat çeken omurgalı hayvanlardır. Bilimin şuana kadar tespit ettiği 30 bin türü ile her mevsimde protein ve vitamin bakımdan soframıza zenginlik katmaktadırlar. Bu yüzden Rabbül âlemin; “ Denizi-ondan taze bir et yemeniz, ondan giyeceğiniz (kullanacağınız) zineti çıkarmanız için- hizmetinize rameden O’dur. Gemilerin orada-suları - yararak gittiklerini görüyorsun ki - bu sırf Allah’u Teala’nın lutfu kereminden nasip aramanız ve - O’na – şükretmeniz içindir”(Nahl,14) diye beyan buyurmaktadır.
Yüce Allah balıkların mekânı sular olması hasebiyle onlara yürümesi için ayak ve soluması için akciğer ihsan etmemiş. Bunların yerine yüzgeç kanatları ve solungaçlar yarattı ki mekânlarında hem yüzsünler hem de nefes alabilsinler. Balıkların üremeleri için de kara hayvanlarında olduğu gibi genellikle hamile kalma yolu tercih edilmiştir. Yani zamanı geldiğinde bir karından sayısız aynı cins yavru balıklar meydana gelebilmektedir. Belli ki suda kuluçkaya yatmak imkânsız olsa gerek ki; Rabbül âlemin tüm tohumlar doğdukları andan itibaren kurutulmuş veya olgunlaşmış halde canlandırmayı murad etmiş.
Yeryüzünden süzülerek akan ırmaklar coşkun su membaları ve tepelerden akan küçük çayları yanlarına katarak düz ovalarda göller meydana getiriyorlar. Hatta göl oluşturan sular beraberinde birtakım canlıları da sürüklüyorlar. Böylece zon oluşturmakta.
Göllerde bulunan organizmalar (bitki ve hayvan) ekolojik bakımdan 2 büyük grupta incelenir.
1-Bentik formlar (benthos)- Bu formlar göl zemininde yaşayan organizmaları kapsar. Aynı zamanda göllerin zemininde yaşayan bitki ve hayvan türlerini ihtiva eder. Dolayısıyla bentik bölge 3 zonda incelenir. Litteral zon, sublittoral zon, derin zon diye tasnif edilir. Bu zon da yaşayan organizmalar hayat şekillerine göre ise;
—Rızımenon(Sabit olarak yaşıyan akuatik bitkiler) Örnek- Fanegomlar.
—Biotekton (Sert sustratumları örten komuniteler)
—Perifiton (Akmatik üzerindeki kominitler)
—Psammon (Kum çakıl gibi yumuşak substratumda yaşıyan organizmalar) olmak üzere 4 kısımda tasnif edilir.
a- Littoral zon- Bu zon az derin olup zengin bir vejetasyon ihtiva eder. Özellikle vejetasyon örtüsü göllerde 2–3 m derinliğine kadar yayılış gösterir. Littoral zonda Crustacea, Annelid ve İnsectalara bol olarak rastlanır. Kum içinde yaşamaya adapte olmuş pseommik faunanını esasını protozoa, rotifer, tardigrad, nematod ve copepod’lar teşkil eder.
b-Sublittoral zon- Littoral zonla derin zon arasında geçiş teşkil eden bir bölgedir. Karakteristik türlerini Pelecypodlar, Dıphteria larvaları teşkil eder.
c-Derin Zon- Ancak derin birkaç gölde (Baykal ve Tanganika türleri) temsil edilen bir zondur. Bu zonda artık bitkilere rastlanmaz. Sadece faunadan Cronomid türleri ile Crustaceadan Asellus, kurtlardan Tubifex türlerine rastlanır.
2-Pelajik Bölge- Göllerin zemini ile temasta olmadan suda asılı olarak hayatlarını sürdüren organizmaları ihtiva eden pelajik bölge Nekton, Plankton, Pleuston ve Neuston diye 4 farklı ekolojik grubu kapsar.
Plankton- Göllerin pelajik bölgesinde pasif olarak yer değiştiren organizmalardır. Göller plankton bakımdan denizlere oranla daha azdır. Burada başlıca planktonik formlar tek hücreli veya flamentli algler, protozoa, Rotifer, Crustacea'dan (Cladocera, copepoda, ostracoda) meydana gelmiştir. Bu formlar denizlerde olduğu gibi önemli vertikal göçler izlenebilir.
Nekton-Aktif olarak yer değiştiren organizmalar olup göllerde çeşitli balık türleri ile temsil edilir.
Neuston- Hayatlarını su altında sürdüren organizmalardır. Göllerin neuston faunası denizlerden zengindir. Neuston faunanın esasını çeşitli böcek familyalarına ait türler teşkil eder. Örnek-Veliidea, Gerridae, Gyrinidae.
Pleuston-Göl suları üzerinde rüzgârın etkisiyle yer değiştiren organizmalardır. Bazı ekolojistler ise göl sularında asılı olarak bulunan organizma ve cisimlerin (cansız parçalar) tümüne birden seston adı altında ifade etmektedir. Seston da plankton ve Trihpton olmak üzere iki kısımda incelenir.
Göllerin ekolojik bakımdan sınıflandırılması 3 kategoride incelenir:
1-Oligotrof Göller
Bu göllerin genel özellikleri:
—Genellikle çok derin olduklarından hıpolimlion bölge geniştir, termoklin tabaka yüksekten teşekkül eder.
—Güneş radyasyonları zemine kadar ulaşmaz. Bu nedenle suyun derin tabakaları genellikle çok soğuk olur.
—Zemin organik madde ve suda ise süspansiyon maddeler azdır.
—Ca, P ve N bileşiklerince fakir olup humus asidi ya çok azdır ya da hiç yoktur.
—Suyun ihtiva ettiği oksijen bütün sene boyunca aynı kalır ve yok ve çok az bir tabakalaşma görülür.
—Planktonlar kalitatif bakımdan bakımda fakir kantitatif bakımdan zengin olup genellikle sahillerde lokalize olmuştur.
—Algler az olmakla beraber clorophceanın çeşitli türleri zaman zaman bol olarak gelişir.
—Zeminde bazı Dıphteria larvalarına derin sularda ise soğuk seven bazı balık türleri rastlanır (Salmo turracalabalık)
2-Eutrof Göller
—Sığ göller olup güneş radyasyonu zemine ulaşır ve sular her seviyede sıcak olur.
—Zeminde organik madde, suda ise süspansiyon çok boldur.
—Ca, P ve N bileşikleri fazla humus maddesi azdır.
—Açık bir şekilde O2 tabakalaşması vardır(zemine doğru O2 miktarı azdır).
—Vejetasyon sahilde geniş bir kemer teşkil eder.
—Fito ve zooplankton bakımdan zengindirler.
—Zemin faunasının başında dıphterialar gelir(Chromons plomosur)
—Soğuk su balıkları O2 yetersizliği nedeniyle bu göllerde bulunmazlar. Buna rağmen Cyprinus carpio(sazan), Exos lucius(turna), Leuciscus cephalus(tatlı kefali).
3-Distrof Göller

Genellikle sığ olan göllerdir.
— Turbıerlerde veya eski dağlık üzerinde humus maddesinin bol olduğu bölgelerde bulunur. Bu sebepten de suları kahverengi görünür.
—Zeminde organik madde, suda süspansiyon çok bulunur.
— Ca, P ve N bileşikleri az olup, zeminlerde oksijen yok denecek kadardır.
—H2O vejetasyon ve plankton bakımdan fakirdir.
—Zemin faunası ya hiç bulunmaz veya birkaç tür ihtiva eder.
—Soğuk seven balıklara rastlanırsa da besin azlığından boyları kısadır.


http://www.facebook.com/pages/Selim-G%C3%BCrb%C3%BCzer/270156429678799?sk=wall
Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder E-Posta gönder
www.bayburtrehberi.com
SPONSOR

Tıklayın Bişey Kaybetmezsiniz (:







Tarih: Google Reklamları veya Bireysel Reklamlar    Mesaj konusu: Tıklayın Bizi Destekleyin !


Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu -> Genel Gündem Olayları Printable version Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group