Ana Sayfa  Hesabınız  Bize Ulaşın  BAYBURT  FORUMLAR  Biyografiler  Firma Rehberi  Aramızdan Ayrılanlar
 


Bayburt Rehberi: Forumlar

Bayburt Rehberi FORUM :: Başlığı Görüntüle - EMANET & GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR
 Pano KılavuzuPano Kılavuzu   AramaArama   GruplarGruplar   HesabınızHesabınız   Kişisel MesajlarKişisel Mesajlar   Oturum AçOturum Aç 

EMANET & GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR
Sayfa: 1, 2  Sonraki »
 

Bu Konuyu ... Sitesinde Paylaşıma Sun.

BlinkList del.icio.us FaceBook Folkd Furl Google Linkarena Mister Wong oneview Webnews Yahoo MyWeb YiGG
Yeni Başlık Gönder   Bu başlık kilitlenmiştir; cevap yazamaz, mesajları değiştiremezsiniz    Mesaj Panosu -> Genel Gündem Olayları Printable version
« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
EMANET
Usta Olmaya Yakın
Usta Olmaya Yakın


Kayıt: Mar 11, 2009
Mesajlar: 99

MesajTarih: Çar Mar 18, 2009 11:53 am    Mesaj konusu: EMANET & GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR Alıntıyla Cevap Gönder

SİYASET NEDİR?
Siyaset, sözde vatan aşkı, özde para aşkıdır.
Kasten cahil ve yoksul bırakılan toplumların kaymağını yemek...
Bir seçimi kazanabilmek için milyonlar harcayıp, ardından milleti harcamaktır.
Siyaset gerektiğinde hiç koymadan her şeyi almak sanatıdır.
Yeter ki, hamili kart yakınınız olsun!

Siyaset, omuz omuza veren domuzların, yediklerini ülkenin her yanında kusmasıdır...
Birinci derece tarihi eser muamelesi görmek... Demokrasi gezilerinde ortada görünmemek...
Siyaset, bireysel hesaplarla kapışanların, birbirlerine ettiği hakaretleri kitap haline getirmesi...
Ve halkın da bu kitabı kapışmasıdır.

Siyaset, toplum savunmasını elinin tersiyle itip, yetimin öksüzün hakkını yiyenlerin savunma avukatlığını yapmaktır.
Kullanılmadığı için yıpranmış adaletin sözde temsilcisi olmak.
Miting meydanlarında tarih büyüklerinden nutuklar okumak.
Seçimlerden sonra, insanların canına okumaktır.

Siyaset, sokak aralarına asılan seçim bayraklarının, aslında hayatımıza yönelik bombalı pankarta dönüşmesidir.
Seçim mevsimlerinde insanları üç günlüğüne evlat edinip, sonra sokağa atmak.
İşçiyle, memurla, öğretmenle muhatap olmamak.
Siyaset, sadece kendi yandaşlarını korumak ve kollamaktır.
"Varlığım, halkın yokluğuna kurban olsun!"

Siyaset, yükseklik korkusunu alçaklıkla yenmektir.
Demokrasinin mertliğini bozan namertlik.
Yılanların su içerken bile bizleri sokması.
Siyaset, hırsızlıkları resmen belgelenmiş olanların, kendilerini dokunulmaz tanrılar haline sokmasıdır.

Siyaset, altına kaçırmış düşüncelerin üzerinde dans etme sanatıdır.
Bunu da en iyi biçimde, lacivert takım elbiseli adamlar becerir.
Hakkı Yalçın
Takvim Gazetesi
Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
www.bayburtrehberi.com
SPONSOR

Tıklayın Bişey Kaybetmezsiniz (:







Tarih: Google Reklamları veya Bireysel Reklamlar    Mesaj konusu: Tıklayın Bizi Destekleyin !


Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
EMANET
Usta Olmaya Yakın
Usta Olmaya Yakın


Kayıt: Mar 11, 2009
Mesajlar: 99

MesajTarih: Çar Mar 18, 2009 1:12 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

BAŞBAKAN'IN RAKİBİ İSMET İNÖNÜ MÜ?
Başbakan 78 yaşındaki bir amcanın eski nüfus kağıdını kürsüden salladı ya..
Hatırladınız değil mi?
Başbakan cüzdandaki ekmek karnesini göstererek:
Bunlar ekmeği bile karneye bağladılar, bunlara oy vermeyin dedi ya..
Söylediği olay 65-66 yıl önce oldu..
İkinci Dünya Savaşı yıllarında..
Başbakan’ın kızdığı kişi kim?
İsmet İnönü..
Türkiye’nin 2. Cumhurbaşkanı..
Öleli 36 yıl oluyor..
Kemikleri bile toprak olmuştur..
*
Aslında bir gerçeği göz ardı ediyoruz...
Bu ülke yoksulluk çekti, ekmeği de mazotu da karneyle aldı ama savaşa girmedi..
Savaşta yedi milyon kişi öldü..
Türk insanının burnu kanamadı..
*
Başbakan’ın her fırsatta adını vermeden kızdığı İsmet İnönü olmasaydı.. İnönü Almanları da İngilizleri de oyalayarak işi idare etmeseydi..
1954 doğumlu olan Başbakan belki bugün hayatta olmayacaktı..
Belki ben de.. Belki siz de..
Savaşa girseydik ya anamızı kaybedecektik, ya babamızı...

Mehmet Tezkan
Vatan Gazetesi
Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
EMANET
Usta Olmaya Yakın
Usta Olmaya Yakın


Kayıt: Mar 11, 2009
Mesajlar: 99

MesajTarih: Çar Mar 18, 2009 9:29 pm    Mesaj konusu: EMANET & GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR Alıntıyla Cevap Gönder

SADECE BABASI BAKAN OLAN KADINLAR ÇALIŞABİLİR!
Seçim çalışması için Dazkırı’ya giden Çevre Bakanı Veysel Eroğlu,
kendisinden iş isteyen kadınlarla dalgasını geçerek,
“Evdeki işler yetmiyor mu” demiş...
İşte; AKP zihniyeti budur:
Kadın çalışmayacak, evinin işini yapacak, bir de doğuracak.
Ama sadece iktidardan iş bekleyen yoksul kadınlar için geçerli bu kural.
Kendi kızları ise çalışacaklar ve hatta kocalarından fazla para kazanacaklar.
Niye?
Çünkü onlar farklı!
*
Bakan Eroğlu’nun kızı Merve, Amerika’da Davranış Bilimleri dalında yüksek lisans yapmış.
Aynı zamanda ebru sanatçısı.
Sergiler açıp, eserlerini, babasının yakın arkadaşı olan siyasetçilere,
bürokratlara, iş adamlarına “iyi fiyatlar”dan satıyor...
Yani; işi var.
Küçük kızı 17 yaşında; iyi bir meslek sahibi olmak için okuyor.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın kızı, oldukça başarılı bir iş kadını.
Çok sayıda şirketin ortağı.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın kızı Büşra,
Derin Denizcilik Gemi Taşımacılık Sanayi ve Limited Şirketi’nin hissedarı ve yöneticisi.
Tarım Bakanı Mehdi Eker’in büyük kızı Zeynep hukukçu.
Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın kızı Anadolu Ajansı’nda çalışıyor.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın kızı ABD’de bir üniversitede okuyor.
*
Elbette okuyacaklar.
Elbette çalışacaklar.
Elbette kendi paralarını kazanacaklar.
Elbette ekonomik özgürlüklerini sağlayıp, geleceklerini garanti altına alacaklar...
Çünkü onların babaları bakan!
Babası bakan olmayan kadınlar ise ev işi yapacak, çocuk doğuracak, hamur açacak!
Tabii; o hamuru açmak için gereken unu, tuzu, yumurtayı almaya yeterli para bulurlarsa...

Mustafa Mutlu
Vatan Gazetesi
Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
EMANET
Usta Olmaya Yakın
Usta Olmaya Yakın


Kayıt: Mar 11, 2009
Mesajlar: 99

MesajTarih: Per Mar 19, 2009 1:05 pm    Mesaj konusu: EMANET & GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR Alıntıyla Cevap Gönder

ÇANAKKALE'DE ŞEHİT DÜŞENLERE...
Bugün 18 Mart...
Siz bu yazıyı okurken bir gün geçmiş ve bizler “görevimizi yapmış gibi” rahat olacağız...
Çanakkale’de “toprağa düşenleri” anıyoruz! Onlar öldü, bizler “bağımsız bir şekilde” var olabilelim diye...
Peki biz ne yaptık? İşte bunu yaptık!

Telsim İngiliz’in...
Kuşadası Limanı İsrailli’nin...
İzmir Limanı Hong Konglu’nun...
Araç muayene işi Alman’ın...
Telekom altyapımız Ortadoğulular’ın...
Başak Sigorta Fransız’ın...
Adabank Kuveytli’nin...
İETT Garajı Dubaili’nin...
Avea Lübnanlı’nın...
Petkim, Azeri ortaklı şirketin...
Rakı, Amerikalı’nın...
Finansbank Yunanlı’nın...
Oyakbank Hollandalı’nın...
Denizbank Belçikalı’nın...
Türkiye Finans Kuveytliler’in...
TEB Fransız’ın...
Cbank İsrailli’nin...
MNG Bank Lübnanlı’nın...
Alternatif Bank Yunanlı’nın...
Dışbank Hollandalı’nın...
Şekerbank Kazak’ın...
Yapı Kredi’nin yarısı İtalyan’ın...
Turkcell’in yarısı Finli’nin Rus’un...
Beymen’in yarısı Amerikalı’nın...
Enerjisa’nın yarısı Avusturyalı’nın...
Garanti’nin ve Akbank’ın bir bölümü Amerikalı’nın...
Eczacıbaşı İlaç, Çek’in...
İzocam, Fransız’ın...
TGRT(Fox) Amerikalı’nın...
Demirdöküm Alman’ın...
Döktaş Fransız’ın...
Süper FM Kanadalı’nın...

Şimdi soruyorum; Çanakkale’de ölenler “hangi uğurda” canlarını verdiler?
Biz onların “korumak” için, “bize aktarmak” için uğruna öldükleri bu ülkeyi ve üstünde yarattığımız her şeyi,
5 yılda “siyasi rant uğruna” satalım diye mi?

Ben bu ülkenin bir vatandaşı olarak yukarıdaki “tablodan” utanıyorum!
Bütün şehitlerimizden özür dilerim!

Yiğit Bulut
Vatan Gazetesi
Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
EMANET
Usta Olmaya Yakın
Usta Olmaya Yakın


Kayıt: Mar 11, 2009
Mesajlar: 99

MesajTarih: Pzr Mar 22, 2009 11:13 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

SEÇİM ÖNCESİ

Seçime giren partileri ve gösterdikleri tavrı kendimce değerlendirdim.
Önce iktidar partisine baktım.
Yine kavgacı, yine bütün sesleri bastıran bir güç gösterisinde.
Tüm zamanların rövanşını alıyorlar.
Ekonomik bozun, tarihi işsizlik bile, onları seçimlerin galibi yapmaktan alıkoyamıyor.
AKP hala, halkın başkenti.
Tayyip Erdoğan, sinirli haliyle puan toplayan sihirli adam.
Partinin seçim sloganı, "Koşsalar da yetişemezler" olmalıydı.
Nasılsa partinin tek derdi, rakiplerini küçümsemek.
*
Deniz Baykal'ın CHP'si ne baktım.
Sanki muhalefette değil de, iktidarda.
Hesap sormak yerine, hesap veren adam konumuna düşmekle, ayağa kalkmak arasında, Deniz Baykal'a sihirli bir baston gerekiyor.
Deniz Baykal'ın bu seçimde sloganı, "Beceriksizim ama dürüstüm" olmalıydı.
Dürüstlük bir ayrıcalık değil ama bu memleket beceriksiz olduğunu açıklayacak kadar dürüst bir politikacıya hasret.
*
MHP, sessiz ama derinden gidiyor.
Bu seçimde birçok ilde AKP'nin en büyük rakibi onlar.
Oyları da kesinlikle yükselecektir.
Devlet Bahçeli'nin seçim sloganı, "Bu yerel seçim değil şer-el seçimdir" olmalıydı.
Valilerin buzdolabı dağıttığı bir memlekette, seçimi eleştirmek herkesin hakkı. Çünkü şartlar gerçekten eşit değil.
*
Saadet Partisi, mahallenin yeni efendileri.
Numan Kurtulmuş, şu anda parti liderleri içinde en çok güven vereni.
Seçim sloganları, "Hizmet bizi çağırıyor, gitmeliyiz" olmalıydı.
Bu kadar suskun ve zarif durduklarına göre, yerinde saydıklarını günleri dev adımlarla alacaklarına dair bir izlenim var...

Hakkı Yalçın
Takvim Gazetesi
Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
EMANET
Usta Olmaya Yakın
Usta Olmaya Yakın


Kayıt: Mar 11, 2009
Mesajlar: 99

MesajTarih: Çar Mar 25, 2009 9:20 pm    Mesaj konusu: EMANET & GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR Alıntıyla Cevap Gönder

TEĞET VARDIR DEĞER GEÇER, KİMİ DE DELER GEÇER...
Acaba bu seçimden sonra, söylediklerine sahip çıkan ya da tekrarlayan kaç politikacı çıkacak?
*
Bilirsiniz, Erzurumlu bir seçimde kürsüde nutuk atıyor, kendisini övüyor, hatta “Urus Paşa”sına dedik ki diyor.
Dinleyenlerden yaşlı bir kadın dayanamıyor:
“Ula, senin yaşın ne ki Rus paşasını göresin? O tarihte, sen değil, belki de anan doğmamıştı!”
Kürsüdeki hemen eğiliyor:
“Bibim nutuhtur, bu nutuh!”
Yani nutuk olunca at atabildiğin kadar...
*
Bu seçimin, hatta daha öncesinin ekonomik kriz değerlendirmesini Başbakan Erdoğan bir cümleyle yapmıştı:
“Ekonomik kriz bizi teğet geçer!”
“Teğet” ne demek?
Sözlük şöyle diyor:
“Değmek sözcüğünden, bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru.”
Demek ekonomik kriz bizi teğet geçmiş, işsizlik, kapanan fabrikalar, hepsi hepsi bir noktada değip geçmiş...
Değip geçmiş mi; delip geçmiş mi?
Yavaş yavaş çıkıyor.
*
Peki, bu teğet geçiş, kimi delmiş, kime değmemiş?
Şöyle bir sıralama yapalım...
*
Eğer işsizseniz, üniversiteyi bitirmiş olsanız bile baba harçlığıyla yaşıyorsanız.
Eğer dar gelirliyseniz.
Eğer emekliyseniz.
Eğer sosyal güvenceniz yoksa.
Eğer kiracıysanız.
Eğer üreten, küçük işletmeci ve sanayiciyseniz.
Eğer ilerici, laik cumhuriyetten yana bilim adamı ya da kamu çalışanıysanız.
Kriz teğet değil, delip geçmiştir.
*
Eğer hanedandansanız.
Eğer elektriğe, doğalgaza zam üstüne zam yapanlardansanız.
Eğer AKP yandaşlarından, paydaşlarından, ihalecilerden, özelleştirmecilerdenseniz.
Eğer, cumhuriyetin 85 yıllık birikimi KİT’leri ucuza kapatanlardansanız.
Eğer, Deniz Feneri’yle halkı hortumlayanlardansanız.
Kriz sizi teğet bile geçmez.
Hamdolsun deyip şükredersiniz.
CHP Beşiktaş İlçe Başkanı böyle bir sıralama yapmış; kriz kimleri teğet geçer, kimleri deler geçer diye.
Bazılarını teğet bile geçmez.
Uğur Gedik’in bir de sloganı var:
“Oyunu kullan oyunu, oyuna gelmeden kullan oyunu!”
——————-
DİPNOT: Bu yazı Başbakan’ın, “teğet”te ısrarından önce ve kapatılan işyerlerinin,
fabrikaların “beceriksizler” yüzünden kapatıldığı teşhisinden önce yazılmıştır.

Hasan Pulur
Milliyet Gazetesi
Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
EMANET
Usta Olmaya Yakın
Usta Olmaya Yakın


Kayıt: Mar 11, 2009
Mesajlar: 99

MesajTarih: Per Mar 26, 2009 1:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

BENİMLE DANS EDER MİSİNİZ?
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Bağdat yolunda gazetecilerle sohbet ederken
Kuzey Irak’taki Kürt özerk bölgesi için “Kürdistan” dedi.
Kürdistan’ı duyan gazeteciler sordular “Kürdistan mı dediniz?” diye.
Gül de “Evet öyle dedim. Anayasalarında öyle diyorlar” dedi.
Gül’ün “Kürt meselesinde yakında güzel şeyler olacak” dediği hatırlandı bu cümleyle.
Gazeteler konuyu büyüttüler.
Biz birinci sayfadan duyurduk.
Büyükçe.
Manşet bile yapabilirdik ama güvenemedik.
Kendimize değil, sözün sahibine.
Ama Hürriyet ve Taraf 1. sayfadan dev başlıklarla duyurdular.
Taraf Cumhurbaşkanı Gül’ün tabuları yıktığını ilan etti.
Ne var ki dün, Köşk’ten bir açıklama geldi.
Gül “Kürdistan demediğini” açıkladı.
Herkes yanlış duymuştu.
Güldük tabii.
Tabu bazılarının başına yıkılmıştı.
Aklıma Gül’ün konuk olduğu Güneri Cıvaoğlu programı geldi.
Gül orada ”Hayat zaten bir danstır“ demişti.
Anlaşılan hayli kıvrak bir dansmış.

Fatih Altaylı
HaberTürk
Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
EMANET
Usta Olmaya Yakın
Usta Olmaya Yakın


Kayıt: Mar 11, 2009
Mesajlar: 99

MesajTarih: Pts Mar 30, 2009 10:45 am    Mesaj konusu: EMANET & GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR Alıntıyla Cevap Gönder

GARİP BİR ÜLKE
Ölüm aradığında, "Buradayım" diyen helikopter yolcularına karşılık....
Yaralı insanlar aradığında, "meşgulüm" demeye, kimsenin hakkı yoktur.
Hele, "büyük düşünenlerin" bol olduğu bir memlekette..
*
İçinde 6 kişinin bulunduğu helikopter düştüğünde yaralılar sımsıcaktı.
Onları buz gibi gecelere bırakanların, ölenlerin yakınlarını kolay bir özürle teselli etmesi mümkün değildir.
Bu kadar ağırdan alınan bir arama işleminin sonuçlarına bakınca...
Cana verilen değeri gördük.
*
Bir şeyi daha gördük...
Böyle günlerde telekomünikasyondan sinyal beklemek.
Köre adres soran, sağır ve dilsizin beklentisine eşdeğerdir.
*
İşin tuhaf bir yanı daha var.
Resmi ağızlardan yapılan açıklamaların bile, geçersiz sayıldığı bir ülke olduk.
Bir kargaşa, bir çatışma...
Nasılsa her kanala açık ağızlarımız var.
Boşları dolduralım da, maksat hareket olsun!
Umutla bekleyen insanlar ne olsun peki?
Anneler, babalar, çocuklar ve haber bekleyenlerin yakınları...
Üstelik bir ölümün haberi bu, maç sonucu değil!
*
Bu ülkenin televizyonları panik atak.
Bilgisiz ve cahilce haber saldırısına geçiyorlar ama net bilgiler, seçimden sonra.
Futbol ve magazin muhabbetleriyle, haber kanalı olmayı birbirine karıştıranların, ölü sayısını karıştırması yadırganmasın.
Kalçası güzel yabancı konuklara trilyonlar ödeyip kanala çıkarmakla...
Haberciliğin topraklarından altın çıkarmak arasında, berbat bir döküm duruyor.
*
Hepsi elele vermiş. bizleri nasıl sürüklüyorlar görüyoruz.
Nasılsa kolay ölümler memleketiyiz ya...
Ölüm bazen nurtopu şeklinde geliyor kapımıza... Bazen kartopu...
Ama haberimiz bile olmuyor.

Hakkı Yalçın
Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
EMANET
Usta Olmaya Yakın
Usta Olmaya Yakın


Kayıt: Mar 11, 2009
Mesajlar: 99

MesajTarih: Çar Nis 01, 2009 4:11 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

PADİŞAHA KUL (!) TOKADI!
O kadar güveniyordunuz ki kendinize, şımarmıştınız!
O kadar şımarmıştınız ki “Ceketimizi koysak seçtiririz” demeye başlamıştınız.
O kadar emindiniz ki seçim zaferinden, bazı kullarınız (!) padişah bile ilan etmişti sizi.
O kadar benimsemiştiniz ki padişahlığı; bugüne kadar ipine sarıldığınız demokrasiyi aklınıza bile getirmez olmuştunuz.
O kadar unutmuştunuz ki demokrasiyi; sizin gibi düşünmeyen herkese dünyayı zindan etmeye, baskı kurmaya başlamıştınız.
O kadar baskı kurmuştunuz ki; propagandanızı yapmayan gazeteler için boykot çağrısında bulunmuş, tehdit ve şantajdan medet ummuş, devletin tüm kaynaklarını babanızın malı gibi kullanmıştınız seçim kampanyalarınızda.
O kadar kullanmıştınız ki; stat dolusu taraftarınıza nakit para dağıtmış, devletin valilerini parti elemanı gibi çalıştırmıştınız.
O kadar çalıştırmıştınız ki; bir vali, partinizin pankartlarını vilayet binasının deposunda saklamış,
bir diğeri ildeki tüm memurları mitinginize katılmaya zorlamıştı.
Seçim rüşvetini bile şirazesinden çıkartmıştınız.
O kadar çıkartmıştınız ki; Tunceli’nin elektriği, suyu bile olmayan köylerine beyaz eşya dağıttırmış,
Yüksek Seçim Kurulu’nun uyarılarına aldırmamış, yasaları ayaklar altına almıştınız.
O kadar almıştınız ki; “açılış töreni” adı altında 60’a yakın miting düzenlemiş,
Başbakanlık uçağını parti uçağına dönüştürmüştünüz.
Bu harcamaların hesabını vermiyordunuz.
O kadar vermiyordunuz ki; kendi seçtiğiniz televizyonlara çıkmıyor, gazetecilerin sorularını umursamıyordunuz.
O kadar umursamıyordunuz ki; tüm dünyayı derinden sarsan ekonomik krizi bile görmüyordunuz.
O kadar görmüyordunuz ki; önce krizin “krizi iş adamlarının yarattığını” anlatıyordunuz.
O kadar anlatıyordunuz ki; size inanan insanlar, gerçeği ancak işsiz kaldıktan sonra görebiliyordu. Siz ise sürekli iyimserdiniz.
O kadar iyimserdiniz ki; işsizliğin ve yoksulluğun rekor kırmasından bile çekinmiyordunuz.
O kadar çekinmiyordunuz ki; böylesine bir kriz döneminde aylarca Başbakanlık binasına bile uğramıyor,
meydan meydan dolaşıyor, önünüze gelenle kavga ediyordunuz.
O kadar kavga ediyordunuz ki; oy verecek parti bulmakta sıkıntı çeken insanları bile sonunda partinizden soğuttunuz.
O kadar soğuttunuz ki; dün akşamki seçim tokadını yediniz.
O kadar güçlü bir tokat yediniz ki; artık bu saatten sonra yeniden eski günlerinize döner misiniz...
İşte o biraz zor!

Mustafa MUTLU
Vatan Gaz.
Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
EMANET
Usta Olmaya Yakın
Usta Olmaya Yakın


Kayıt: Mar 11, 2009
Mesajlar: 99

MesajTarih: Cum Nis 03, 2009 10:41 am    Mesaj konusu: EMANET & GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR Alıntıyla Cevap Gönder

MİLLETE KARŞI YENİ MİLLET
Gücü eline geçiren AKP'liler; bir şeyi unuttular:
Kendilerini oraya getiren millet Türk milleti idi.
AKP işte o ismi bile değiştirmeye kalkıştı.
Peki Kürtleri temsil eden DTP'nin oyu ne kadar?
En fazla yüzde 6...
İşte AKP'nin yanlışı, şaşkınlığı burada idi...
Üstüne bir de yüzde 4 koyun...
AKP yüzde 10 için yüzde 90'ı rencide edecek işler yaptı...
TRT Şeş, Kürtçe Mevlit, Kürtçe Kuran...
Fethullahçılar; AKP'yi yönlendiriyorlar; Erbil'de Kürt konferansı düzenliyorlar;
Dışişleri Bakanlığı; bu tarikatçi işi toplantıya konsolosunu gönderiyor.
Amerika ile işbirliği halinde ayrımcılığı tırmandıran bir politika yürütülüyor.
Peki; devlet eliyle böyle ayrımcılık çalışmaları yürütülürken;
yüzde 90'lık Türk milleti kendi kimliğinin dışlanmasına, ötelenmesine;
onun yerine veya yanına başka bir kimliğin konulmasına ses çıkarmayacak mıydı?
İşte bu seçimde o sesi görmekteyiz.
Ve işin içine daha ekonomik krizin faturası girmemiştir.
AKP'nin okumuş ve maddi durumu yüksek bölgelerde çökmesi de
bunun göstergesidir.
Eğer o eğitimsiz ve yoksul yığınlar AKP'nin bu yüzde beş için kendi kimliğinin paspas edildiğini bir anlarsa vay geldi onlara...
Ve unutulmasın ki ekonomik kriz arttıkça o alt katmanlar;
bu gerçeğin farkına daha kuvvetle varacaklar
ve hesap sorma güdüleri kuvvetlenecektir.
Peki AKP kurmaylarının kendilerine oy veren temel kitlenin
Türk milleti olduğunu anlamayışları nereden geldi?
İşte burada AKP şu batıcı liberallerin ve Amerikancı Fethullahçıların oyununa geldi.
Demokratikleşme; Kürtçülük ve Kürt milliyetçiliğinin önünü açmak gibi tasarlandı ve uygulandı.
İşte bu adımları DTP; Kürt milliyetçiliğini daha da yükseltmek için kullandı.
AKP; kendi eliyle kendi kuyusunu kazdı.
Şimdi bakıyorum da AKP'nin Güneydoğu'da gerilemesini bu akıl hocaları;
bölgedeki az demokratikleşme ile açıklamaya ve yalanlarını kutsamaya devam ediyorlar.
Bu kargalar AKP'yi çöküşe geçirdiler.
Devam etsinler...
Altan kardeşler, Hasan Cemaller; Ali Bayraoğlu'lar bakalım AKP'yi kurtarabilecek mi?

Rıza Zelyut
Güneş Gazetesi
Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
EMANET
Usta Olmaya Yakın
Usta Olmaya Yakın


Kayıt: Mar 11, 2009
Mesajlar: 99

MesajTarih: Cum Nis 03, 2009 3:11 pm    Mesaj konusu: EMANET & GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR Alıntıyla Cevap Gönder

SÖZÜMÜZ, ÖZÜMÜZDÜR!
Konuşma tarzımız, kullandığımız sözcükler,
kurduğumuz cümleler, kısacası ağzımızdan çıkan her söz,
özümüzün bir yansımasıdır. Bizi ele verir.
Kimlik ve kişiliğimiz hakkında örtülü ya da açık bir mesaj içerir.
Nasıl bir insan? Bencil mi? Çıkarcı mı? Güvenilmez biri mi?
Dengesiz mi? Kurnaz mı? Fırsatçı mı? Palavracı mı?
Bilgisiz mi? Şarlatanın teki mi? Despot mu? Kaba mı?
Ya da bunların tam tersi mi?
Söz anlatır her şeyi.
Huyumuzu suyumuzu, kişiliğimizin bütün ipuçlarını ortaya koyar.
İnsanoğlunun alışkanlıklarından kurtulabilmesi kolay değildir.
Söz ve üslup, alışkanlıkların en köklü, en dirençli olanlarından biridir.
Kişiliğimiz ise bir anlamda alışkanlıklarımızın toplamıdır.
‘Üslub-u beyan, ayniyle insan’ sözü bu gerçeğin anlatımıdır.
Başbakanlar tarihe geçerler. Sözleriyle de tarihe geçerler.
Gelecek kuşaklar bu sözleri okuduklarında o başbakanların nasıl bir kültüre, nasıl bir siyasi kişiliğe,
ne tür bir yönetim anlayışına sahip oldukları hakkında bir fikir edinirler.
“Benim bakanım.”
“Benim valim.”
“O bakanları dışarı koyarım.”
İnsan üzüntü duyuyor...

Hasan Parkan
Şok.Gaz.
Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
EMANET
Usta Olmaya Yakın
Usta Olmaya Yakın


Kayıt: Mar 11, 2009
Mesajlar: 99

MesajTarih: Cum Nis 03, 2009 5:20 pm    Mesaj konusu: EMANET & GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR Alıntıyla Cevap Gönder

KAYIP ÜLKENİN KAYIP ÇOCUKLARI...
Kaybolmak için uzaklarda olmak gerekmiyor.
İnsanoğlu kendi ülkesinde, kendi evinde bile kendisini kaybolmuş hissedebiliyor.
Cengiz Çandar ve Rojin’i TRT Şeş’te halay çekerken gördüğümde
işte ben de kendi evimde kaybolma hissini yaşadım.
Cengiz Çandar ve Rojin, TRT’nin Kürtçe kanalında halay çekmeye çalışıyordu.
Cep telefonuma Cumhurbaşkanı’nın “Kürdistan” ifadesini kullandığı mesajı ulaştı aynı dakikalarda.
Süperstar Ajda’nın Kürtçe şarkı seslendirmesi hala gazetelerdeydi.
Bir başka kanalı açtığımda Türklerin Ermenilerden özür dilemesi gerektiğini anlatan bir yazar soluk almadan konuşuyordu.
İçim sıkıldı televizyonu kapattım.
“Aktüel” bir dergi aldım elime, derginin kapağında kara çarşaflı bir kızın şuh bakışlarıyla karşılaştım.
Sonradan öğrendim ki kendisi çarşaflı Habibe’ymiş.
Dünya barışı için elektronik müzik yapıyormuş(!). Modaymış(!)
Bir an “ben neredeyim” sorusunu sordum kendime.
Burası neresi?
Yaşadığım ülke ile izlediğim ülkenin aynı olmadığı hissine kapıldım. Kaybolmuştum işte.
Ne Kürtçe modası cezbediyordu beni, ne de çarşaf modası.
Ermeni iddialarını savunmak yazar-çizerler için epey prim yapan bir mevzu halini almıştı.
Çok kapılar açıyordu artık soykırım tezine destek vermek.
Bir de Atatürk’e sövmek...
Vatan demekse neredeyse günahtı...
Biz kayıp ülkenin kayıp çocuklarıydık artık.
Ve bizi kaybolduğumuz yerden çıkaracak bir koordinat ne yazık ki henüz bulunamamıştı...

Lale Şıvgın
Tercüman gaz.
Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
EMANET
Usta Olmaya Yakın
Usta Olmaya Yakın


Kayıt: Mar 11, 2009
Mesajlar: 99

MesajTarih: Cmt Nis 04, 2009 10:38 am    Mesaj konusu: EMANET & GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR Alıntıyla Cevap Gönder

TÜRKİYE'NİN BÜTÜNLÜĞÜ!
Etnik ayrılıkçı siyaset, bölücü terörle sırt sırta vermiş,
Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit ediyor.
Olay tehditle kalmıyor. Kan dökülüyor. Şehitler veriliyor.
Analar babalar evlatsız, bebeler babasız kalıyor.
Yoksul ülkenin sınırlı kaynakları bu bölücü terör belası yüzünden,
ülke insanını mutlu edecek yatırımlara yönelemiyor.
Deniyor ki, bu sorunun çözümü demokratikleşmeden geçer.
Bölücü terör örgütüyle mücadele ederek sonuç alınamaz.
Sorunun çözümünde demokratikleşmenin temel unsur
olduğuna hiç kuşku yok.
Ancak, demokratikleşmeden ne anlıyoruz?
Etnik ayrılıkçılığı esas alan siyasete tam özgürlük tanımayı mı anlıyoruz?
Ben şahsen bunu anlamıyorum.
Ama diyelim ki, etnikçilikle demokrasiyi bağdaştırdınız!
Peki, ’şiddet’le demokrasiyi nasıl bağdaştıracaksınız?
Bağdaşır mı?
Bölgede hem ’şiddet’ egemen olacak, oradaki insanlar
terörle işbirliği içindeki siyasi yapılanmanın sıkıyönetiminde,
emirle kepenklerin indirilip, emirle kepenklerin açıldığı
bir baskı ve korku ikliminde, sözde siyasi tercih belirleyecek
ve bu siyasi tercihlerin sandığa yansımasını
siz demokrasinin tezahürü sayacaksınız.
Ne kadar demokratsınız! Afferin size!
Kestirmeden söyleyeyim: Güneydoğu özgür değildir.
İçten kuşatmalı silahlı terörün fiziksel ve psikolojik baskısı altındadır.
Oradaki halk, hem şiddetin yarattığı korku ortamında,
hem geniş ve çok daha derin bir mahalle baskısı demek olan bölge baskısının etki alanında,
kendi hür iradesine sahip değildir.
En tehlikelisi de, giderek,
kültürel bir harmanın ürünü olan
Türk yurttaşlığı kimliğine yabancılaşmaktadır.
Bölücü terör örgütünün ve ona eklemlenmiş olan siyasi
örgütlenmenin baskı ve hakimiyetinden kurtarılmadıkça,
bölge insanı özgür sayılamaz.
Özgürlük olmayan yerde ise demokrasi olmaz.
Bu gerçeği artık görelim ve kavrayalım.
Bu konudaki politikaları, AB’nin ve içimizdeki ajanların ayartısına kapılmadan,
bu gerçeğin ışığında oluşturalım.
Şunu unutmayalım: Türkiye’nin bütünlüğü önceliklidir.
O sağlanmadan Türkiye gelişemez.
Ne ekonomide kalkınabiliriz, ne demokraside ilerleyebiliriz.
Ne de çokça üretip, hakça bölüşebiliriz!

Hasan Parkan
Şok Gaz.
Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
EMANET
Usta Olmaya Yakın
Usta Olmaya Yakın


Kayıt: Mar 11, 2009
Mesajlar: 99

MesajTarih: Pzr Nis 05, 2009 11:40 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

YAZIKLAR OLSUN!
Evet, yazıklar olsun! Uzun süredir diretiyor gibi görünen
Türkiye “en sonunda” Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliğine “olur dedi”!
Bazı bölümleri tırnak içinde yazdım! Haber ajanslarında yer alan “en sonunda kabul ettiler” tadında ifadeler!

Gerçekten yazıklar olsun! PKK’ya “ağabeylik” yapan!
Roj TV’ye “her şartta kucak açan” ve en önemlisi
İslam Peygamberine yani inancımıza “hakaret eden, edilmesine aracı olan” ve bu süreci
“ifade özgürlüğüdür” diye açıklamalarıyla destekleyen Rasmussen,
bizim de “olurumuzla” NATO Genel Sekreteri oldu! Yazıklar olsun!!

İşin “görünen” kısmına bakarsanız, Başbakan Erdoğan direndi!
Tamamen hikaye!
Paşa paşa “olur” dedi! Özrü de “kabahatinden” büyük;
Obama güvence vermiş!
Başbakan Erdoğan bir de sonrasında açıklama yaptı ve
“İslam Peygamberine hakaret edilmesini ifade özgürlüğü”
diye niteleyen Rasmussen’in adaylığını bakın nasıl “aklileştirdi”!
Rasyonel hale getirdi!
Açıklama aynen şöyle;
“...Bugün sabahtan itibaren tekrar Avrupa liderleri aradı,
görüşmelerimiz oldu, Cumhurbaşkanı Gül de sürekli görüşmeler yaptı.
Son gelinen noktada çekincelerimizin ABD Başkanı Obama garantörlüğünde çözüldüğüne dair bize bilgiler geldi.
Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Gül de bu noktadaki ‘olurumuzu’ verdi.
Çekincelerimiz konusunda verilen garantiler umarım yerine getirilir.
Zannediyorum Obama TBMM’de yapacağı konuşmada da bu konuya değinebilir.
Rasmussen İstanbul’daki Medeniyetler İttifakı’na da katılacak.
Büyük ihtimal orada da bu konuda açıklama yapacaktır.
Roj TV’nin yayınının durdurulması, İslam ülkeleri ile
NATO arasında ittifakın kurulması, birinci derecede
yardımcıları arasında Türk’ün yer alması ve komuta
kademesinde askerlerimizin bulunması önem arz ediyor.
Bu konuda taahhüt aldık.
Ben Başbakan olarak ülkenin bana yüklediği sorumluluk neyse o sorumluluğu yerine getirdim.”

Sevgili dostlar, nasıl? İkna oldunuz mu?!
Ben olmadım!
Bir Türk, Türkiye ve İslam düşmanı olan Rasmussen,
bizim olurumuzla, NATO’nun “ikinci en büyük ordusuna”
sahip- dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olan
ülkemizi temsil edenlerin “evet oylarıyla”
NATO Genel Sekreteri oldu! Tek kelimeyle; yazıklar olsun!

İşin bir acı tarafı daha var.
Türkiye’nin “direniyor” göründüğü süreçte;
AB, Türkiye’yi “tehdit etti” ve “olmazsa, tam üyeliği unutun” dedi!

Güzel ülkem, güzel halkım, bizimle dalga geçiyorlar!
Bu halkla, bu milletle eğleniyorlar!
Boş boş tehditler savuruyorlar ve arkasından Türkiye’nin
“kabul ettiği” haberi geliyor! Geçekten yazıklar olsun!
Tehdit mi ettin, o zaman “ölsem” kabul etmem!
Kimse Türk Halkını, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyetini “tehdit” edemez! Kimse ama hiç kimse!

Sevgili dostlar, dedim ya: halimiz içler acısı!
Türkiye düşmanı, PKK’nın “abisi”, Dinimize “küfür edilmesini” ifade özgürlüğü diye nitelendirecek kadar
“İslam Düşmanı”, İslam peygamberine
“dünya üzerinde en büyük saygısızlığı yapmış canlılardan”
birini, elimizde ona bir ders verme imkanı varken,
kendi “irademizle” başımıza “kral” yaptık!
Yazıklar olsun! Tek kelimeyle: Yazıklar olsun!!

Yiğit Bulut
Vatan Gazetesi
Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
EMANET
Usta Olmaya Yakın
Usta Olmaya Yakın


Kayıt: Mar 11, 2009
Mesajlar: 99

MesajTarih: Pts Nis 06, 2009 10:43 am    Mesaj konusu: EMANET & GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR Alıntıyla Cevap Gönder

GEÇMİŞ OLA...
Türk Hükümeti, bile bile, Türkiye’ye karşı teröre destek
veren bir politikacıyı NATO Genel Sekreteri seçmiştir.
Karşılığında hiçbir şey almadan.
Karşılığında hiçbir şey almadan, aynı anda Fransa’nın
NATO askeri kanadına dönüşüne onay verdiği gibi...
Tıpkı 12 Eylül 1980’den sonra, karşılığında hiçbir şey almadan
Yunanistan’ın askeri kanada dönüşüne olur verdiği gibi...

“Rasmussen’den başka adayları da görelim bakalım” demek yok.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir görüşme, tartışma yok.
Kamuoyunu bigilendirme, muhalefetten görüş alma yok.

Ne var? Havada laflar...

“Obama sözlü garanti verdi, biz de ikna olduk, eveti çaktık”...

Hayırlara vesile olsun!..

Elindeki en önemli kozunu, veto hakkını kendi aleyhine
kullanan bir ülke daha var mıdır acaba?
Üstelik aşağılanarak. Hafif bir itiraz sesi yükseldi mi,
Olli Rehn’in ne dediğini de duyduk.
“Rasmussen’i veto ederseniz, AB üyeliğini unutun.”

7 yıldır 70 milyonun duyduğu en adi tehdit, en aşağılık şantaj,
bütün çirkinliğiyle bir kez daha karşımıza çıkmadı mı?

Şimdi, bundan sonra olacakları çorap söküğü gibi izleyeceğiz.
NATO’ya Danimarkalı Genel Sekreter ama Afganistan’a Türk asker.
Türk Mehmet nöbete...
Karabağ’da Ermeni işgaline devam, yerinden yurdundan
edilen bir buçuk milyon Azeri’nin sefaletine de devam...
Ama Türkiye’den Ermenistan’a jestler...

Hikmet Bilâ
Vatan gazetesi
Başa dön
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Kullanıcı bilgilerini göster Kişisel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Bu başlık kilitlenmiştir; cevap yazamaz, mesajları değiştiremezsiniz    Mesaj Panosu -> Genel Gündem Olayları Printable version Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa: 1, 2  Sonraki »
1. sayfa (Toplam 2 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevap Tarih
Yeni mesaj yok EMANET & TANDIRBAŞI YAZILARI EMANET Genel Gündem Olayları 3 Cmt Nis 04, 2009 11:27 am Son gönderilen mesajlar
Bu başlık kilitlenmiştir; cevap yazamaz, mesajları değiştiremezsiniz EMANET & SÖZ HARMANI EMANET Genel Gündem Olayları 24 Cum Mar 13, 2009 3:13 pm Son gönderilen mesajlar
Bu başlık kilitlenmiştir; cevap yazamaz, mesajları değiştiremezsiniz EMANET & YADIMA DÜŞENLER EMANET Genel Gündem Olayları 29 Per Mar 12, 2009 2:44 pm Son gönderilen mesajlar

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group