TAŞKÖPRÜ Güneş tam tepedeydi. Sıcak ve bunaltıcı bir hava vardı.
Otobüs uzun bir yolculuktan sonra, terminalde durdu.
Toprak zeminden kalkan tozlar etrafa yayılmıştı.
Yolcular yorgun-argın otobüsden indiler.
Her zaman "çek-çek" arabalarıyla terminali dolduran taşıyıcılardan eser yoktu.
Taksi şoförleri bile, bu sıcakta zar-zor nefes alıyor; arabalarının yanında isteksiz duruyorlardı...
Otobüsde uzun süre oturmaktan ayakları şişmiş; canı sıkılmıştı.
Sırtında ağrılar vardı.
Ayakları yere basar basmaz gülümsedi.
Sıla derdi bitmiş, yüreğini tatlı bir heyecan sarmıştı.
Boynuna doladığı mendilini eline aldı.
Ensesini, seyrelmiş saçlarını, yüzündeki terleri sildi.
Islanmış mendilini -zarif bir hareketle- gömleğinin yakasının altından boynuna doladı.
Islak mendilin soğukluğunu boynunda hissetti...
Taşköprü'nün üzerinde sessizce durdu...
Nehrin akış yönüne dönerek, demir korkuluklara tutundu.
Güneşten ısınmış, pas tutmuş demir korkulukları elleriyle okşar gibiydi...
Hayatını, Çoruh nehrinde akıp giden su damlacıklarına benzetiyordu...
Zaman onu doğup büyüdüğü topraklardan koparıp almış,
zorluklar içerisinde öğütmüş, sonra nehrin yatağına atıp
yalnız bırakmış gibiydi...
Rahat değildi...
İlk önce nereden başlamalı; nereye gitmeliydi?...Bilmiyordu.
Bildiği tek şey, köprülerin altından nice suların akıp gitmiş olmasıydı.
Zamanı durdurmak, o eski günleri yeniden yaşamak istiyordu.
İyiliğe, güzelliğe, dostluğa doğru köprüler kurabilmek adına hayıflanıp duruyordu...
Çocukluğu, gençliği şimdi bir sinema perdesi gibi gözlerinin önündeydi:
Saat Kulesi'nı, Semerciler Caddesi'ni, eski postahaneyi, zahîreciler ve at arabacıları meydanını,
tulumbalı çeşmeyi, uzun ve yaşlı kavak ağaçlarını, baba ocağı evlerini, okulunu hiç unutmamıştı...
Duvarları kırmızı toprak boyalı(yoşalı), bayaz kireç badanalı evlerinin
bahçesini erik, elma, kiraz ve gül ağaçları süslerdi...
Güller açınca semaverler yanardı.
Ve yanan semaverden yükselen dumanlar, gözlerini yakardı.
Gül kokulu çaylardan içmek, hoşuna giderdi...
Taşköprü'de kendisini, günbatımlarına doğru kanat açıp,
nice zaman sonra geri dönen beyaz güvercinler gibi yorgun hissediyordu....
Hangi yönden geldiği belli olmayan iğde kokuları uyarıcı etkisini sürdürüyordu...
Başını usulca yukarı doğru kaldırdı.
Ufukta, kayaların üzerinde Şehit Osman tepesi yükseliyordu...
Bu tepe, ölümlü dünyadan ölümsüz dünyaya göç edenlerin bedenlerini toprağa bıraktıkları yerdi.
Bu tepede koca bir geçmiş, bir tarih yatıyordu.
Anası, babası, sevdikleri, dostları, komşuları buradaydı...
Hepsi bu tepede "hak ile yeksan" olmuş yatıyorlardı.
Şair Eşref bu yüzden, "Yerin altında üstünden ziyade akrabamız var." demiyor muydu?...
Taşköprü'de solgun çiçekler gibi, başını öne eğerek düşünüyordu.
Aklına koca Yunus geldi:
"Hiç bilmezem herkes kimun
Aramızda gezer ölüm
Halkı bostan idinmişdür
Diledüğin üzer ölüm"
Artık ağırlaşan hüzün bulutları gözlerini sarıyor, ayakta durmakta zorlanıyordu...
Köprüden gürültüyle geçen kamyona aldırmadı.
Demir korkulukları tutan elleri yerinden oynamadı.
İzleri kaybolmamış bir geçmişin peşinde koşuyordu.
Geçmişi bir daha yaşamak, yaşar gibi olmak insana acı verse de güzeldi...
Taşköprü'den geri dönüp çam ağaçlarının gölgesinde yavaş yavaş yürürken,
med-cezir gibi çarpıp duran yüreğinde bir şeyler hissediyordu...
Taşköprü bütün özlemleri, dertleri, yükleri sırtında taşıyordu...
Çoruh nehri, Taşköprü'nün altından başka zamanlara doğru akmaya devam ediyordu... EMÂNET
KÜÇÜK BİR DALI KESEYİM DERKEN...
Başkan Obama Türkiye'den Ermenistan sınırının açılmasını istedi.
Wall Street Journal Gazetesi, daha ileri giderek Türkiye - Ermenistan sınırının
16 Nisan günü imzalanacak anlaşmayla açılacağını yazdı.
Kardeş ülke Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sn.İlham Aliyev, Medeniyetler İttifakı Forumu'na
katılmak için İstanbul'a gelmekten vazgeçti.
Onu İstanbul'a gelmesi için ne Cumhurbaşkanı Gül, ne de ABD Dışişleri Bakanı Hilary Clinton iknâ edebildi.
Sn.Aliyev: " Kendimi ihanete uğramış hissediyorum" diyerek, haklı öfkesini dile getirdi...
Türkiye - Ermenistan ilişkilerinde devletimizin 'olmazsa olmaz' dediği üç kırmızı çizgisi vardı:
1.-Ermenistan, işgal ettiği Azerbaycan topraklarından tamamen geri çekilecekti.
2.-Ermenistan, Türkiye aleyhindeki soykırım iddiasından vazgeçerek;
konunun tarihçilerden oluşan ortak heyetler tarafından araştırılmasını kabul edecekti.
3.-Ermenistan, kendi Anayasası'ndan ve benzeri temel belgelerden
Türkiye'nin toprak bütünlüğüne aykırı hükümleri çıkartacaktı.
Kuzey Irak'taki kırmızı çizgilerimizin başına ne geldiyse, - hiç şüpheniz olmasın-
Ermenistan konusunda da aynı şeyler gelecek ve yaşanacaktır.
Ermenistan'a hava sahamızı açtık; yetmedi.
Ülkemize çeşitli yollardan gelip, kaçak olarak çalışan 40 bini aşkın
Ermenistanlıya bile bile göz yumduk; yetmedi.
ABD ve AB'ye yalakalık olsun diye doğmamış çocuğu bile borçlu Milletimizin vergileriyle
Akdamar kilisesini trilyonlar harcayarak onarttık; yetmedi.
Yetmeyecek!...
Günlerdir Obama'yla yatıyor, Obama'yla kalkıyoruz.
Basınımız, televizyonlarımız Obama'ya emanet!...
Obama'nın Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşmada
'Müslüman' bir aileden geldiğini söylemesi AKP'lileri mest etti.
Obama'yı alkış yağmuruna tuttular.
Daha sonra Obama'nın sabah, kahvaltıda iki yumurta ve domuz pastırması
(bacon) yediği anlaşılınca şaşkına döndüler.
Evet, sonuçta Obama'nın isteğiyle Ermenistan sınırımızı açarak;
'Tek Millet; İki Devlet' bildiğimiz can Azerbaycan'ı da kaybetmek üzereyiz.
Tıpkı Kazakistan, Özbekistan gibi...
Bütün bunların sorumlusu İsrail, ABD ve AB yanlısı dış politikalar izleyen AKP hükümetidir.
Türkiye'nin Ermenistan'a sınırlarını açması hiçbir işe yaramayacaktır.
Türkiye ne yaparsa yapsın;
Ermenilere göre, Türkiye Cumhuriyeti Ermenistan'a mahşere kadar borçludur.
Türkiye borcunu(!) da toprak, para ve can vererek ödemek zorundadır.
'Can vererek' dedim, çünkü Ermenistan PKK'ya verdiği desteği hiçbir zaman kesmeyecektir.
Ermenistan devlet yönetiminin, ABD ve AB'deki Ermenistan lobisinin kalbindeki,
Türk'e olan kin, nefret ve düşmanlık tohumlarını söküp atmak mümkün değildir...
Ermenistan'la sorunlar çözülmeden, kardeş ülke Azerbaycan'ın rızası olmaksızın
Ermenistan'la iyi ilişkiler kurmak, bütün Türk Dünyası'nın nefretini kazanmak demektir.
Bu ihaneti başta Azerbaycan olmak üzere, İran'da yaşayan Türkler,
Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Sibirya Türkleri...asla unutmayacaklardır!...
Bize gelince, Doğu Anadolu'da başta Kars, Erzurum, Bayburt'ta vs...olmak üzere
Ermeniler'in yaptığı mezâlimi ne tez unuttuk?
Demek ki soykırım yapmak, Azerbaycan-Türk topraklarını
işgal etmek Ermeniler'in hakkıdır; öyle mi?!...
AKP'ye seçimlerde oylarıyla 'ful' çeken Erzurumlular, Bayburtlular, dedelerine, nenelerine yapılmış olan
Ermeni mezâlimini unutmuş olsalar bile; biz bu olup bitenleri, ihanetleri asla unutmayacağız!...
Türkiye bu minvâl üzere giderse; küçük bir dalı keseyim derken, kendi öz kolunu kesmiş olacaktır...
EMANET
ALLAHA ISMARLADIK! Sevgili Serdar beyin mesajı alınmıştır...
Magazinden uzak durup, değerli hemşehrilerimi ülke sorunlarıyla ilgilenmeye,
fikir yazıları üzerinde kafaya yormaya,- haddim olmayarak- davetkâr bir tutum sergilemeye çalıştım...
Değişmeyen Köşe Yazıları'na baktım....
Başı, sonu, gayesi belli olmayan, birer özel mektup üslûbunda yazılmış yazıları da okudum...
Her nasıl olduysa değerli hemşehrilerime bu sanal alemde sıcak bir
"Merhaba!" bile diyemeden birdenbire Site'ye balıklamasına düştüm.
Bu benim kabahatim!....
Zaten - haklı olarak - hemşehrilerim de 'Siz kimsiniz; nesiniz;hoş geldiniz?!' diyen ve de merak eden de olmadı...
Merhaba diyen de!...
Şimdi Site'nin yayın hayatına devam edip etmeyeceği konusundaki tartışmaları daha iyi anlıyorum...
Site'yi günlük ziyaret eden üye sayısı -ortalama- üç iken, üye olmayan ziyaretçilerin bunun on katı olduğunu da...
Kimseyi kıracak, incitecek, asla üzecek değilim!...
Büyüklerimiz 'marifet iltifata tabidir' demişler; madem ki 'talep' yok;
Allaha ısmarladık!...
Artık durulmaz gayri; yolcu yolunda gerek!...
Hakkınızı helâl ediniz;
Allah'a (c.c) emanet olunuz değerli hemşehrilerim!...
EMANET
*
ALLAHA ISMARLADIK!...
Ne bitecek bu sevda,ne dinecek bu hüzün
Çaresizce tükendik Allaha ısmarladık
Ne baharın tadı var, ne ümidi bir yazın
Gayyalarda yıkandık Allaha ısmarladık
Ay ve güneş gibiydik bir doğum ve bir ölüm
Sessizliğe gömüldük şimdi gözyaşın zulüm
Bana zindandır hayat sana hayattır külüm
Yazık erken tıkandık Allaha ısmarladık
Sana gelirken yollar kısalmıyor uzuyor
Her adımda bin metre hasretini yazıyor
Sen yoksun ya yanımda ciğerimi kazıyor
Aşka ağıt dökendik Allaha ısmarladık
Her gün daha da fazla arttıkça arttı çile
Bu öyle bir çile ki kalem gelmiyor dil’ e
Hiç değilse gölgeni son kez uzatta yola
Ya geç yada erkendik Allaha ısmarladık
Belki doğru olan bu içimizi yakacak
Sensizlik kurşun gibi yüreğime akacak
Gözlerin gelmeyenin hayaline bakacak
Gözyaşını sökendik Allaha ısmarladık
Hiç kimse Makberî’ yi asla böyle yıkmadı
Kim bilir belki de hiç senin gibi çıkmadı
Kendimi kandırmışım sevgin beni yakmadı
Boşa kürek çekendik Allaha ısmarladık
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine
aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
Serdar Usta Üye
Kayıt: Jan 10, 2007 Mesajlar: 441
Tarih: Sal Nis 14, 2009 8:15 am Mesaj konusu: ....
Sevgili Emanet;
Ben forum daki yazılarınıza kilit sebebını yazmısken buna sebep olan durumu ızah etmısken''Serdar beyin mesajı alınmıstır dıyerek veda etmen cok cocuksu...
Mesajı veren benım ama benım verdıgım anlamdan farklı bır anlamlar mı almıssın anlıyamadım...
Ayrıca Burda alacagım kararı Bu sekılde veda etmekle tepkı koycaksanız gule gule demek ıstıyorum.
Yada sız gıtmeyın ben gıdeyım ne de olsa bır kuralı dahı uygulamaya cesaret gosteremıycez....
Bız uyelerımıze Musterı gozuyle bakmıyoruz.Sayısının azalıp, cogalması sızın ıcın ne kadar onemlı ısı bızım ıcınde o kadar onemlıdır....
Sevgili Emanet;
Sitedeki tum forumları okudugunu soylıyebılır mısın....
Yada Bayburtrehberindekı tum baslıkları okudugunu...
Biz yıllardır paylasım ıcındeyız verdıklerımızın,yaptıklarımızın cogunu yuzeysel gecenler oldu hatta hıc gırıp bakmayanlar oldu ama Bayburt Sitesinde olmalı dedık gece gunduz eklemeler yapıp sıte ıcerıgını artırdık talep gormeyen ıcerıklerde dolayı uyelerımıze kusmeyı aklımıza getırmedık...
Nedense bilgi Alan degil bilgi veren olarak kendımızı goruyoruz her daim... Forumda Buna hem bilgiyi veren hemde tartismalar sonucunda bilgiyi alan durumu olusmaktadir.
Acmis oldugun hangi baslikta bu tarz bir eylem olusmus goremiyorum....
Ben size Yol gosterdim Muhsin bey den yer isteyin dedim siz yer istemediniz , MESAJ ALINMISTIR dediniz.
Kolayınıza ne gelıyorsa onu yapınız.Yolunuz acık Bahtınız Guzel Olsun.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız