Tarih: Cum Ağu 13, 2010 3:16 pm Mesaj konusu: -*- RAMAZAN ve TERAVİH -*-
RAMAZAN ve TERAVİH
Üç aylar ve mübarek gecelerden sonra, Ramazan ayına kavuştuk.
Toplum olarak Ramazan ayının güzelliklerini yaşamaya çalışıyoruz.
Yediğimiz yemeğin, içtiğimiz suyun tadı kadar yaşadığımız günün değeri de başkadır.
*
Zaman, akıp gidiyor...
Büyüklere özenerek, hevesle tuttuğum yarım günlük "tekne orucu"nu aşıp,
ilk kez tam gün oruçlu olduğum Ramazan gününü dün gibi hatırlıyorum.
Açlığa, susuzluğa dayanma gücüm ve oruç tutma başarımdan dolayı hane halkı,
beni dakikalarca alkışlamıştı.
Nur yüzlü "nene"min sevap kazanmak niyetiyle gün boyu defalarca beni sırtına alıp gezdirdiğini,
rahmetli babamın yüzündeki nuranî huzuru ve mutluluğu asla unutamam!
Tabii, bana ödül olarak verilen rengârenk horoz şekerlerini de...
*
İftar sofralarında ilâhî emri beklerken duyulan hazzı, terâvih namazlarının coşkusunu,
gönüllere verdiği mutluluğu ancak yaşayanlar bilir.
Bilindiği üzere terâvih namazı sünnet-î müekkede olup, yirmi rek'attan ibarettir.
Genelde dört rek'atta bir selâm verilerek kılındığı gibi, iki rek'atta bir selâm verilerek de kılınabilir.
Bugün daha çok Pakistan'da olmak üzere, ülkemizin bazı il ve ilçelerinde de
hatimle terâvih namazı kılındığını biliyoruz.
Söz gelimi İstanbul'da otuzu aşkın camide hatimle terâvih namazı kılındığını bir yerlerden okumuştum.
İmam efendi, terâvih namazını kıldırırken her rek'atta Kur'ân-ı Kerîm'den
bir sayfa okumak suretiyle yirmi rek'atta, bir cüzü bitirmiş olur.
Böylece Ramazan boyunca (otuz günde) Kur'ân-ı Kerîm'in bütünü okunarak hatim tamamlanmış olur.
Doğrusunu söylemek gerekirse,
birkaç saat sürebilecek olan hatimle terâvih namazını kılmak oldukca zordur.
Hatimle terâvih namazını kıldıracak imam efendinin iyi bir ezberinin (güçlü bir hafız) olması ;
cemaatin de o derece dayanıklı ve sabırlı olması gerekir.
*
Günümüzde "terâvih namazı" deyince, "jet imam" hikâyeleri gündeme gelir.
Terâvih namazının en kısa sürede kılındığı câmi,en gözde câmidir.
Kadîm dostlarımdan M.Nevzat Özdemir hoca anlatıyor:
"Yıllar önce bir Ramazan ayının ilk terâvih namazı kılınacaktı.
Mahalleden oruç tutan ama namazla pek ilgisi olmayan bir çocukluk arkadaşımı
terâvih namazını kılmaya ikna ettim.
Birlikte İmaret Câmisi'ne gittik.
Yatsı namazı edâ edildi.
Ardından Terâvih namazı başladı.
Ben câmide "hatimle terâvih namazı" kılındığını anlamıştım.
Çünkü ilk dört rek'kat bir türlü bitmiyordu.
Neyse, selâm verildi.
Arkadaşım şaşırmış, çok sinirlenmişti.
Câmiden kaçacak bir hali vardı.
Onun bu hâlini görünce teselli etmek için: Merak etme, uzun sürmez, biter dedim.
Arkadaşım bana bir dirsek vurup sert bir sesle cevap verdi:
Vallahi bu namaz, bayrama kadar biterse çok iyi!..."
*
Terâvih namazı ile ilgili herkesin bildiğini zannettiğim bir fıkrayı da burada yazmaktan geçemiyeceğim:
Ömründe iki rek'kat bayram namazından başka namaz kılmayan Arnavut kardeşimiz,
bir gün köyünden kalkıp şehire iner.
Her tarafın cıvıl cıvıl kaynadığını, minarelerden kandillerin pırıl pırıl yandığını görünce hem şaşırır,
hem de hoşuna gider.
Bunun sebebini araştırır.
Kendisine "terâvih namazı kılınıyor" derler.
Heveslenir ve oğluna:
"Sen burada birazcık bekle. Ben iki rek'kat namaz kılıp geleyim." der.
Meğer girdiği camide hıfzı güçlü hafızlardan biri hatimle terâvih namazı kıldırıyormuş.
Arnavut kardeşimiz bakmış ki, namazın biteceği yok!
Bir ara dışarı çıkıp oğluna seslenmiş:
" Oğlum, sen boşuna bekleme! Merkebi al, hemen köye git!
İmam işi inada bindirdi; ben de sonuna kadar dayanacağım!..."
*
Sözün lâtifesi bir yana, İ.Mansur Hz. buyuruyor ki:
" Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günâhları yakıp erittiği içindir..."
Biz de af ve bağışlanmamız dileği ile;
"Farkımızı hoş görelim,
Fikrimizi hûş görelim,
Haydi, bir güzel düş görelim,
Gel birleşelim, gel güzelleşelim!"
Ve de Ramazana hoş geldin, diyelim...
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine
aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
EMANET Usta Olmaya Yakın
Kayıt: Mar 11, 2009 Mesajlar: 99
Tarih: Cum Ağu 13, 2010 3:32 pm Mesaj konusu: Re: -*- RAMAZAN ve TERAVİH -*-
RAMAZAN
Kibriyâ'nın emriyle şeklini aldı hilâl.
Dün bir başka yükseldi, Lalapaşa'dan ezan!
Can ulemâ beşiği!...Her biri ayrı Bilâl...
Erişti gül zamanı, şifa getirdin Ramazan,
Onbir ayın sultanı, safâ geldin Ramazan!...
(Abdulkadir Öğdüm)
*
Emanet.by
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine
aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
EMANET Usta Olmaya Yakın
Kayıt: Mar 11, 2009 Mesajlar: 99
Tarih: Cum Ağu 13, 2010 3:51 pm Mesaj konusu: Re: -*- RAMAZAN ve TERAVİH -*-
EKİNLER KURUMADAN YAĞMUR YAĞARSA...
Erzurumlu harmanını kaldırmış, ekinini kurutuyormuş.
Güneşli bir günün öğleden sonrası hava bir bozmuş;
gökyüzü öylesine kararmaya başlamış ki...
Erzurumlu başına gelecekleri hissetmiş ve
başlamış Allah'a(c.c) yalvarmaya:
"Allah'ım, ne olirsen ekinim gurumadan yağmurunu yağdırma!..."
"Allah'ım birkaç gün daha sabret, yağmurunu yağdırma, ne olirsen?..."
Erzurumlu saatlerce bildiği duaları okumuş, yalvarıp yakarmış...
Ekinler ha kurudu, ha kuruyacak derken akşam üzeri olmuş.
Son yarım saatte gökyüzü sanki yarılmış;
bir rüzgâr, bir şimşek, bir yağmur, bir boran...
Seller, sulara karışmış.
Tabi, Erzurumlunun da bütün ekinleri çürümüş, mahvolmuş!
O hırs ve üzüntüyle evine dönen Erzurumlu bir de bakmış ki,
eşeğini de yıldırım çarpmış!...
Bu olay;
bu felâket karşısında şaşkına dönen ve hiçbir şey yapamayan
Erzurumlunun içine, yüreğine öyle bir oturmuş ki, sormayın...
*
Aradan zaman geçmiş.
Ramazan ayı gelip çatmış.
Erzurumlu, ilk gün oruca niyetlenmiş...
Tam iftara yarım saat kala, tabakasından bir sigara çıkarıp yakmış.
Sonra derin bir nefes çekmiş sigarasından ve gökyüzüne bakarak üflemiş:
"Nasıl?..." demiş.
"İllet oliysen şimdi, değil mi?..."
Ve eklemiş:
"Ölen eşşeği de gurbana saymazsam, şerefsizim!..."
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine
aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
EMANET Usta Olmaya Yakın
Kayıt: Mar 11, 2009 Mesajlar: 99
Tarih: Pts Ağu 23, 2010 4:14 pm Mesaj konusu: -*- RAMAZAN ve TERAVİH -*-
YAKINMA Bir ramazan günü,
sokak ortasında,
Bektaşi oruç yiyormuş,
güpegündüz.
Onu gören mahalle çocukları
Toplanıp taşa tutarlar,
düşüp arkasına;
Kovalayıp Baba'yı sürerler
dere tepe, düz
Bektaşi'cik kaça kaça
zor kurtulur,
Can korkusuyla kendini
dağlarda bulur.
Tam o sırada bastırır iri
taneli bir dolu.
Bektaşi bu kez de doludan
kaçar ya,
Dayanamaz, durup göğe
bakar, kesilince soluğu:
"Tanrım, der, sen de mi
uydun çocuklara?"
**
Alıntı;
Metin Eloğlu ile Oğuz Tansel'in "Bektaşi Dedikleri" kitabındandır.
Emanet.by
Bu mesajın sorumluluğu yazanın kendisine
aittir. Sitemiz sorumlu tutulamaz.
EMANET Usta Olmaya Yakın
Kayıt: Mar 11, 2009 Mesajlar: 99
Tarih: Cum Eyl 03, 2010 9:03 pm Mesaj konusu: -*- RAMAZAN ve TERAVİH -*-
APAÇIK
Bektaşi çok çekmiş yobazla
bağnazdan
Nice kördüğümler çözüp
sınavlar vermiş,
Günde kırkının sırtını
yere sermiş.
Açmaza getirince bilinir suçu
Diye hödüğün biri sormuş
Bektaşi'ye:
"Baba hangisini seversin
oruçla namazdan?"
Bektaşi yapıştırmış karşılığını
şıp diye:
"Namaz sizin olsun, severim
yendiği için orucu!"
**
Efendim Ramazan geldi gidiyor...
Bektaşi fıkralarıyla birazcık olsun gülümseyin istedim.
Tabi hoşgörünüze sığınarak...
*
Alıntı;
Metin Eloğlu ile Oğuz Tansel'in "Bektaşi Dedikleri" kitabındandır.
Emanet.by
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız