Öğrenci Andına Son Nokta Türk Eğitim-Sen'den Bayburt - Türk Eğitim Sen Bayburt Şube Başkanı İsmet Kaldırım; " Eğitim Bir Sen yaptığı açıklamalarıyla yine yalan ve iftiraya dayalı zihniyetini gösterdi"dedi
Ş.Urfa ve Diyarbakır illerinde Eğitim Bir Sen Şube Başkanlarının Öğrenci Andıyla ilgili açıklamalarına Türk Eğitim Sen Bayburt Şubesi cevap vermiş ve hemen peşine Eğitim Bir Sen Bayburt Şubesi yazılı açıklama yapmıştı. Eğitim Bir Sen Bayburt Şube Başkanlığının geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamaya Türk Eğitim Sen Bayburt Şube Başkanı İsmet Kaldırım Sendika Merkez Binası Toplantı Salonunda son noktayı koydu. 17 Nisan 2008 tarihinde yapmış olduğumuz basın açıklamasına eğitim Bir Sen Bayburt İl Temsilciliği olan zat tarafından yapılan sözde cevap niteliğindeki basın açıklamasını büyük bir üzüntüyle okuduklarını vurgulayan Türk Eğitim Sen Bayburt Şube Başkanı İsmet Kaldırım Sözlerine şöyle devam etti; " Cehaletin basireti bağlaması kendi sendikasının yapmış olduğu açıklamanın içeriğini ve tarihini bilmemek mi yoksa bu talihsiz açıklamalara başka birileri tarafından yerinde ve tam anında verilen tepkiyi hazmedememelerimidir. Ülkenin bölünmez bütünlüğünü tehlikeye atacak şekilde açıklama ve çalışmaları içine sindirebilen ve hiçbir tepki vermeyen bu zatın yapmış olduğumuz açıklamaları içine sindirmesini zaten beklemiyorduk. Yine de cehaletin zirvesinde olan bu zata ve sendikasına bazı hususları hatırlatmakta fayda mülahaza ediyoruz.
İlk olarak bizim açıklamamız ( eğer düzgün okuyabilselerdi ) dört ay öncesi Urfa Bölge Toplantısı'na değil, buna destek çıkan Diyarbakır Şubesi'nin 05.04.2008 tarihli açıklamasına binaen yapmıştık. "Yalan Bir (Sen)
İkinci olarak hizmet anlayışları sadece çalışanlara torpil sunarak üye kazanmayı şiar edinen ve bunun haricinde hiçbir hizmet (sosyal faaliyet)vb. sunmayan bu sendika "şiarımız hizmet etmektir" derken ve bizim sendikamızın hizmet etmediğini ileri sürerken acaba hayallerini mi ifade etmeye çalışıyordu? Keşke onların yaptığını biz yapabilseydik de onlar bizim şu an ki düşmüş olduğumuz konumda olsaydılar mı demek istediler? Çünkü sendikamız sadece bu yıl biri şiir gecesi, biri tiyatro ve biri de konferans olmak üzere üç sosyal faaliyet yaptı ve daha da yapmaya devem edecektir. Diğer yandan; haksızlığa uğrayan eğitim çalışanlarının yanlarında olmaya devam ettik ve etmeye devam edeceğiz. Acaba kendileri bu hizmetlerin hangisini yapmışlar da hizmetten bahsediyorlar. ( Yalan İki )
"Sayın temsilci üçüncü olarak bizden; ülkede ki çifte standartlardan, haksızlıklardan, hukuksuzluklardan ve anadolu lisesi öğretmen atamalarından bahsetmemizi istemiş. Gündemimizde olmadığı için böyle bir açıklamada bulunmamıştık. Madem istemişler açıklayalı m; Üç yıl önce yapılan Anadolu liseleri öğretmen atamalarına karşın sendikamızın başlatmış olduğu mücadele, o gün ataması yapılan öğretmenler harici herkes tarafından haklı bulundu da bugün geciken adaletten dolayı haksız olan biz miyiz yoksa bu olayı üç yıl sürüncemede bırakarak öğretmeleri mağdur eden iktidar yanlısı zihniyetler midir? Haklının yanında durmak ne zamandan beri haksızlık olmuştur? Acaba canlarının bu kadar yanmasının sebebi o günkü atamaların E ğitim Bir Sen- iktidar ortakl ığı ile gerçekleştirilmiş ve haklı olmayan yandaşlarının haksız yere kazanılan haklarının (!) ellerinden alınmış olmasından dolayı mıdır?
Onlar sormamışlar ama biz yönetici (E ğitim Bir Sen'li) atamalarına da değinelim. Nisan ayında yapılan atamalarda standartlar neye göre belirlendi? Daha önceden yapılan yönetici sınavlarını kazanmış, açık olmasına rağmen ataması yapılmayan birçok arkadaşımız dururken bir günde talandan mal kaçırırcasına Eğitim Bir Sen tarafından belirlenen ve iktidar tarafından atanan hiçbir standarttı olmayan yönetici atamalarının liyakat gözetilmeden yapılması, bahsetmiş oldukları çifte standart ve haksızlılara verilecek en güzel örneklerden bir tanesidir. Biz Türk Eğitim Sen olarak bu haksızlıkların karşısında dimdik durarak yürütmeyi durdurduk. Buna rağmen atama yönetmeliğinin bu kadar geciktirilmesi Eğitim Bir Sen'li vekil yöneticilerin haklarının (!) elinden alınacak olması mıdır? Şimdi kamuoyuna soruyoruz; basın açıklamalarında bize ithaf ettikleri çifte standart ve haksızlıkları kim yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir. ( Yalan üç )
"Biz de diyoruz ki zulmü kim yapıyorsa yapsın zulümdür;" Dördüncü olarak, yapmış olduğumuz basın açıklamasında Eğitim Bir Sen'in andımıza yaklaşımındaki tavrının yanlışlıklarından söz etmiştik. İstiklal Marşımız hiçbir suretle dile getirilmemiştir. Acaba, bu sendikanın kendi içinde böyle bir fikir çatışması mı var ve bunun dışarıya sızmış olmasından endişe ettiklerinden midir ki bu kadar kuvvetle savunmaya (dile getirmediğimiz halde) geçmişlerdir. Bunun yanı sıra açıklamamızda dile getirdiğimiz Urfa ve Diyarbakır bölge toplantılarındaki Eğitim Bir Sen yetkililerinin andımızla ilgili yapmış oldukları düşmancaaçıklamalardır. Enteresandır sözde buna cevap veren Eğitim Bir Sen Bayburt Temsilciliği bu konuya hiç değinmemiş ve istemiş olduğumuz açıklamayı yapamamıştır. Bunun sebebi aynı zihniyete sahip olmaları ve bunu Bayburt'ta dile getirmemeleri midir? Yoksa o bölgedeki bölücü örgüt sempatizanı üyelerinin rahatsız olacaklarından korktukları için midir? Tekrarlıyoruz biz açıklamamızda İstiklal Marşını hiç dile getirmedik. ( Yalan dört )
Kuruluşları 1992 olmasına rağmen her nedense 2002 Kasımından sonra piyasaya çıkan bu sendika 2001 yılında elde edilen memur sendikalarının yasallaşma sürecine kadar hangi çalışmayı hangi mücadeleyi göstermiştir. Gösteremezlerdi çünkü; zihniyetlerinde mücadele zamanında sinip başkalarının arkasına sığınmak; paye dağıtılma zamanında ortaya çıkarak ve birilerine yalakalık yaparak sendikacılık yapmak olduğu içindir. Bu zihniyetin geçmişi de buna benzer örneklerle doludur. Nasıl derler; katranı ne kadar kaynatırsan olmaz şeker… 2002 yılından sonra yetkili sendika olmaya talip olan bu sendika eğitim çalışanları ile ilgili hangi mücadeleyi vermiş (Kendi zihniyetinin insanlarına torpil yapmaktan başka), hangi haksızlığı ortadan kaldırmışlardır. Şimdi kalkmış mücadeleden, hizmetten bahsediyorlar. Şimdi kamuoyuna soruyoruz. Kim mücadele etmiş, kim cefasını çekmiş ve kim hizmet etmiştir? ( yalan beş )
Biz sendikacılık anlayışında bu ülkede sadece tek bir zihniyettin hegemonyası olmaması gerektiğini, tek dil, tek devlet, tek bayrak anlayışına sahip her zihniyetin varlığına saygı göstererek ortak paydalarda buluşmanın amacındayız. Hiçbir zaman yetki alma veya kaybetme gibi endişeler taşımadık. Bizim sendikacılık anlayışımız sadece mayıs ayı için değildir. Bizim bildiğimiz tek şey eğitim çalışanlarının yanlarında mücadelemize devam etmektir. Şunu da çok iyi biliyoruz ki iktidarla büyüyüp iktidarla küçülen bir sendika değiliz. Bugün yetkiyi alabileceklerine inanan menfaat işbirlikçileri yarın menfaatleri bitince hangi yetkiden söz edebileceklerdir. Onlar iyi bilirler ki biz dün vardık bugün varız yarın da var olmaya devam edeceğiz.Son sözümüz; Türküm, Doğruyum, Çalışkanım ve " Ne Mutlu Türküm Diyene" dedi.