Yükleniyor... Önceki Sayfaya Geri Dön

Mehmet Öksüzer - Radyo Programcılığı, Şiir Yorumculuğu
223

Röportaj Konuğu : Mehmet Öksüzer
Röportaj Tarihi : 14.01.2010
Röportor : Naci Ahıskalıoğlu
Konu : Radyo Programcılığı, Şiir Yorumculuğu

Naci Ahıskalı : Mehmet Bey öncelikle sizi tanıyalım?
Mehmet Öksüzer : 1975 Erzurum/Aşkale doğumluyum , aslen Bayburtluyum. Büyükbabam Hacı Ahmet ÖKSÜZER 1950 yılında Bayburt’tan  göçmüş ve Erzurum’a yerleşmiş. Babam işyerini ve düzenini Erzurum’da kurmasına rağmen memleketi olan Bayburt’la alâkasını hiç kesmemiş.

Babam emekli, annem evhanımıdır. Kalabalık bir ailede büyüdüm. 4’ü erkek 3’ü kız 7 kardeşiz. İlk, orta ve lise tahsilimi Aşkale’de tamamladım. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sosyal Bilimler Bölümü’nden 1998 yılında mezun oldum.

Çocukluğum ve lise çağlarım kendimize ait marangoz atölyemizde geçti. Hem okuyor hem de okul sonrası zamanlarımda atölyede babama çıraklık yapıyordum. Sanata olan ilgimin getirisi olarak sosyal anlamda pek çok etkinliğe katıldım. Lise yıllarında okul korosu ve folklor ekibinde yer aldım. Boş zamanlarımda kendi çabamla bağlama çalmayı öğrendim.

1996 yılında Bayburt’a geldim ve Çağrı FM radyosunda yayıncı olarak başladığım meslek hayatımı ileriki yıllarda yönetici olarak devam ettirdim. 2008 yılından itibaren Bayburt Tanıtım Reklam Ajansı’nda ajans müdürü olarak çalışmaktayım. Aynı zamanda radyo programlarıma devam ediyorum.

Naci Ahıskalı : Radyo programcılığı, reklam seslendirmenliği, şiir yorumculuğu, bağlama çalma ve türkü söyleme gibi birçok yeteneğiniz var. Öncelikle radyo programcılığına nasıl başladınız ?
Mehmet Öksüzer : Her insan farklı kabiliyetlere sahip, fakat var olan bütün yetenekler Allah vergisidir. Şiir okuyan, şiir yazan, türkü veya  şarkı söyleyen de olsanız bu böyledir.

İşini severek ve saygıyla yapan, mesleğinin hakkını veren herkes yaşadığı toplumda sevilir ve saygı görür. Bana gelince, söylediğiniz tüm bu kabiliyetleri bana bahşeden Rabbime şükrederek işimi en güzel şekilde icrâ etme çabasındayım.


Radyoya başlamam çok ilginç ve tamamen tesadüflerle olmuştur. 1996 yılında  Bayburt’taki akrabalarımı ziyarete geldiğim günlerden birinde, Çağrı FM radyosunun o dönemki sahibi eniştem Hüseyin Tekin’in ricasıyla radyoda canlı türkü programına konuk olarak katıldım.

Radyo dinleyicilerinin yoğun ilgi gösterdiği programda sıcak bir sohbet havasında türküler söyledik. Türkü tadında keyifli ve çok güzel bir yayın oldu.

O programdan sonra radyodan iş teklifi aldım ve Çağrı FM’de program yapımcısı olarak göreve başladım. Takip eden yıllar içerisinde reklam metin yazarlığı, reklam seslendirmenliği, sorumlu müdürlük ve genel yayın yönetmenliği yaptım. Tam 13 yıldır yerel medyanın içindeyim.


Naci Ahıskalı : Bayburt’ta radyo yayıncılığı ne durumda? Sıkıntılarınız nelerdir? Sevinçleriniz nelerdir?
Mehmet Öksüzer : Yerel radyo sektörü zor günler geçiriyor, gelişen teknolojiye yenilerek her geçen gün eriyor. Ülke olarak içerisinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntılar, yalnızca reklam gelirleriyle ayakta durmaya çalışan yerel radyoları kapanma noktasına getirdi.

Göç ve işsizlikle boğuşan Bayburt’ta, reklam verebilecek durumda olan esnaf sayısı sınırlı olduğuna göre hangi şartlarda yayın yapmaya çalıştığımızı siz tahmin edin. Bunun yanı sıra; maddi imkânsızlıklardan dolayı radyoda program sunabilecek yetenekli elemanları radyoya kazandırabilme noktasında zorluk yaşıyoruz. Bu denli kısıtlı imkânlarda ve çok zor şartlarda ayakta kalmaya, yayın hayatımızı sürdürmeye çalışıyoruz.


Sevinçlerimize gelince; hazırladığımız radyo programlarının her yaştan dinleyici tarafından ilgiyle takip edilmesi, farklı ortamlarda karşılaştığımız radyo severlerin sevgilerini samimi bir şekilde şifahen ifade etmeleri biz radyo programcılarını fazlasıyla mutlu ediyor.

Naci Ahıskalı : Radyo programınız , reklam seslendirmelerinizin yanı sıra seçim döneminde tüm partilerin seçim kampanyalarında sizin sesiniz vardı. Ayrıca Dede Korkut Şölenlerinde program sunuculuğu ve birçok yerde şiir dinletileri yapıyorsunuz. Maddi olarak sizi tatmin ediyor mu? Bayburt’un her yerinde sizin sesinizin duyulması dinleyicide bir antipati yapabilir mi?

Mehmet Öksüzer : Doğrusunu söylemek gerekirse maddi olarak tatmin etmiyor. Hele birde hatırşinas bir kişiliğe sahipseniz parasal bir beklentiniz de olmuyor. Bayburt gibi küçük şehirlerde simâlar birbirine âşinadır ve bizim buralarda gerçektende bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Buna örnek olarak, seçim döneminde yaptığım seslendirmelerin hiçbirinden ücret almadım. Sebebini sorarsanız; parti teşkilatlarında yöneticilik yapanların pek çoğu tanıdığım bildiğim sevdiğim insanlar. Böyle olunca da küçük bir rica yetiyor, yani anlayacağınız bizimki hatır gönül işi.

Şiir dinletilerinin tamamına yorumcu olarak davet edildiğim için “davet icâbet gerektirir” düşüncesiyle hiçbir karşılık beklemeden çağrıldığım her yere sevgiyle gittim. Yeri gelmişken Bayburt’ta kültürel etkinlikler çerçevesinde şiir adına yaptıkları çalışmalara beni davet eden okul yöneticileri ve öğretmen arkadaşlara teşekkür ediyorum.

Diğer sorunuza gelince; şimdiye kadar antipati hissetmedim, aksine gittiğim her yerde saygı ve sevgi gördüm. Bizim insanımız işini güzel yapan herkesi takdir etmesini iyi bilir.

Naci Ahıskalı : 21 Şubat İlköğretim Okulu Müdürü Sayın Yusuf AKYÜZ bir sohbette sizin için “Bayburt’ta şiir okuma konusunda 10 numara , elinden tutan olursa Türkiye’de isminden söz ettirir” demişti. Bu yönünüzden bahseder misiniz? El veren oldu mu? Yoksa o mübarek eli hâlâ tutamadınız mı?
Mehmet Öksüzer : Yusuf hocama çok teşekkür ediyorum, iltifatı onurlandırdı beni, yüreği var olsun. Samimi olarak söylüyorum ki, radyo programı yapmak , şiir okumak aklımdan bile geçmezdi. Bir gün şiirle sevilir hatta radyodan para kazanırım diye düşünmemiştim. Tek hayalim okuyup eğitimci olmaktı. Sonra dost sohbetlerinde arkadaşları arasında bağlama çalıp şarkı - türkü söyleyen bir adamdı Mehmet Öksüzer… Şiire sevgim kendi iç dünyamda vardı.

Radyoya başladığım ilk zamanlar herkes bir şey yapıyordu ve herkesin yaptığı şeyin benzerini yapmak beni pek tatmin etmiyordu. Radyo programları içerisinde kendime özgü bir tarzım ve çizgim olmalıydı. Resmiyetin yerine ciddiyeti, özel radyolardaki şımarıklığın yerine samimiyeti koyarak farklı program denemelerim oldu.

Sonra ben şiiri seviyorum, şiir okuyayım dedim ve şiir okumaya başladım. Yani hiç kimse bana sesin şiire uygun hadi sen şiir oku önerisinde bulunmadı. Şiir seven dinleyicilerin ilgisi ve sevgisiyle her geçen gün büyüyen bir kitle yakaladık ve ortaya “Gönül Dostu” şiir programı çıktı.


Bayburt’ta hemen hemen tüm okullarda şiir dinletileri yaptım. Bayburt adına sanatsal ve kültürel anlamda yapılan tüm etkinliklere hiçbir karşılık beklemeksizin koşarak gittim. Fakat bizim ülkemizde işinizi ne kadar güzel yaparsanız yapın, eğer referansınız yoksa hak ettiğiniz yerlere gelebilmeniz çok zor.

Henüz bu anlamda hiç kimseden destek görmesem de ben işimi severek yapıyorum ve bileğimin hakkıyla bir yerlere gelebilmek adına olan inancım hâlâ devam ediyor.


Naci Ahıskalı : Gelelim saz ve söze? Babanız Arif Sağ’a ilk saz çalmayı öğreten kişiymiş. Siz de saz çalıp türkü söylemeyi babanızdan mı öğrendiniz? Ailenizde müzikle uğraşan başka kimseler var mı?
Mehmet Öksüzer : Babam marangoz Hüseyin ÖKSÜZER … Mesleğine aşık, işinin ehli, hayatı dolu dolu yaşamış sanatkâr bir adam, bu adam benim babam ….

Gençlik yıllarında çok iyi bağlama çalmasına rağmen aile büyüklerinin tepkisini almamak için müzikle hep hobi olarak ilgilenmek zorunda kalmış. TRT Erzurum Radyosu’nun o dönemki sevilen solisti  Mükerrem Kemertaş’a pek çok programda bağlamasıyla eşlik etmiş.

O zamanlar Arif Sağ henüz ilkokul çağlarında. Hafta günleri ailesiyle beraber köyden Aşkale’ye alışverişe gelen Arif Sağ, elinde eski bir sazla bir gün babamın marangoz atölyesine uğrar, “usta şu bağlama çalmayı bana da öğret” der.

O yaştaki bir çocukta bu denli öğrenme şevkini gören babam haftada bir gün bildiklerini öğretmeye karar verir. İki yıl süreyle devam eden bu usta – çırak çalışması sonucunda bugünlerin bağlama virtüözü Arif Sağ, sanatsal anlamdaki ilk eğitimini babamdan almış olur.


Babamın yanı sıra ailemizde sanatla uğraşan başka fertler de var. Meselâ; birçok Bayburt türküsünü derleyip TRT’ye kazandıran, Bayburt kültür ve folkloruna ömrünü adayan Mustafa AHISKALIOĞLU benim öz halamın oğludur. Bu vesileyle kendisini saygı ve rahmetle anıyorum, nur içinde yatsın.

Uzun yıllar saz çalıp yeğeni Mustafa AHISKALIOĞLU’na saz çalmayı öğreten marangoz Yusuf ÖKSÜZER amcamdır.

Hani bazı kabiliyetler genetik derler ya işte benimki öyle bir şey. Bizim ailede babamın dışında bağlama çalan tek adam benim ama bu konuda babamdan herhangi bir yardım almadım, tamamen Allah vergisi.

Naci Ahıskalı : Mehmet Öksüzer hayata nasıl bakar? Hayattan beklentileri nelerdir?
Mehmet Öksüzer : Hayata bakışım güzellikleri yaşamak kavramıyla ilintili … Bir düşünür ne güzel ifâde etmiş: “Güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen güzel yaşar ve mutlu olur”.

Hayat felsefem sevgi üzerine kurulu, sevgi olmazsa hayatın anlamı olmaz ki. Sevgi en çıkarsız alışveriştir, sevgi fedakârlıktır, paylaşmaktır, bölüşmektir. Yunus Emre ne güzel söylemiş: “Yaratılanı sev Yaradan’dan ötürü”. Bu noktada bende diyorum ki: SEVGİ ÜRETEN HERKESE SEVGİLERİMLE …

Elbetteki herkesin hayata dair umutları ve beklentileri var. Anne babama hayırlı bir evlât, vatanıma ve milletime faydalı bir fert, yaşadığım toplumda örnek bir şahsiyet olabilmek, severek yaptığım mesleğimi ulusal medyada profesyonel olarak icrâ etmek beklentilerim arasında.

Naci Bey size ve www.bayburtrehberi.com ekibine, bu güzel sohbet vesilesiyle yüreğimi paylaşma imkanı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Tüm okurlarımıza ve hemşerilerime saygılar hürmetler sunuyorum.

Adınız




Röportajlar
Son Eklenen Röportajlar

Mehmet Öksüzer
Ahmet Şafak
Abdulcelil Kahveci
Tuncay Başaran
Hacı Ali Polat
Bayburt Belediye Spor Yönetimi
Berhan Şimşek
Bahattin Köse
Uğur Çoban
Kurban Yazıcı
Emin
Popüler Roportajlar

Ahmet Şafak
Tuncay Başaran
Berhan Şimşek
Kurban Yazıcı
Emin