Geçtiğimiz gün, Facebook mesaj kutuma hemşerim Zafer Şahin’den bir not düştü:
“Naci, telefon numaranı gönderebilir misin?”
Birkaç dakika sonra telefonum çaldı. Karşıdan tanıdık bir sesle Zafer abi konuştu:
“Yeğenim Almanya’dan geldi. Müzikle uğraşıyor. Babanın mezar yerini soruyor.”
Bir an duraksadım. Kimin, hangi vesileyle babamın mezarını sorduğunu merak ederken, telefonda yumuşak, saygılı, nezaket dolu bir ses belirdi:
“Ben Uşşakzade Halim Özkal. Almanya'da yaşıyorum. Ülkemizin değerli bestekâr, sanatçı, şair ve edebiyatçılarının mezarlarını ziyaret ediyor, dualar ediyor ve bu anları sosyal medyada paylaşıyorum. Uygun görürseniz, babanız Mustafa Ahıskalıoğlu’nun mezarını da ziyaret etmek isterim.”
Sözleri içimi ısıttı. Babamın adı, onun sanat yolculuğunda anılacak, hatırlanacak, bir Fatiha ile yad edilecekti. Telefonda kendisine mezarın yerini tarif ettim, taksiciye de yolu anlattım. Kısa süre sonra mezara ulaştılar.
Halim Bey’in sosyal medyada yaptığı paylaşımı gördüğümde, babamın mezarı başında dua ediyordu. Yanında babam ve eserleriyle ilgili kaleme aldığı satırlar vardı. Daha sonra rotasını Bayburt İmaret Tepesi’ndeki Türk edebiyatının önemli ismi Bayburtlu Şair Zihni’nin anıt mezarına çevirmiş, orada da dualar edip fotoğraflar çekmişti. Ve hayatını anlatmış. Paylaşımında babam ve Şair Zihni’yi aynı karede, aynı vefa duygusunda buluşturmuştu.
O an, kilometrelerce öteden gelen bu gönül bağının değeri kelimelere sığmadı. Almanya’da yaşayan Uşşakzade Halim Bey’e (Halim Özkal) yürekten teşekkür ediyorum.
Allah razı olsun.
Rabbim cümlemizin ahirete irtihal eden yakınlarına rahmet eylesin.
Ve inşallah, bir gün yüz yüze tanışmak da nasip olur…
0 0