“Ne derler” bizim kültürümüzde çok önemli bir yer tutar. Ancak sonuçları itibariyle olumsuzluk oluşturan bir algıdır.
Maalesef desinler diye yapılanlar, demesinler diye yapılmayanlarla dolu bir hayat sürüyoruz.
- Neden öyle yaptın?
- Aman hocam sonra ne derler hakkımda.
- Ne derlerse desinler
- Öyle demeyin hocam sizin böyle söylediğinizi duysalar sonra ne derler
-...
Adamın içinden cumaya gitmek gelmiyor. Ama gitmeme gibi bir seçeneği yok. Kimsenin tanımadığı bir yerde olsa kesin kılmayacak. Ama gitmezsem tepki alırım diyerek korkudan camiye giriyor. Sonuç: ihlasız ibadet, faydasız amel.
Bilinçaltında sürekli kaynayan “el alem ne der” kazanının dibine habire odun atıyoruz. Ne derler.
“Sonra ne derler” korkusu ihlas ve samimiyetin celladıdır.
İçinden gelmeyeni dışından yapma hali genetiği bozuk gıda gibi karın ağrıtır, obez yapar. Alındığına yendiğine bin pişman eder.
İbadetler sadece Allah için yapılır. Haramlar ise Allah yasakladığı için günah sayılır ve yapılmaz. Başkalarının ne iyi ibadet ediyor diye ya da aman ne iyi insan demeleri için yapılmaz. O düşünce ile yapılırsa bu sefer dinin bir başka yasağı olan riya günahı işlemiş olur. Yani kaş yaparken göz çıkarmak tam da bu durum için söylenmiş bir deyimdir.
Hâlbuki davranış dediğimiz şey insanın istek, irade ve duygularıyla birlikte yoğrulmuş ete kemiğe bürünmüş halidir.
“Başkaları ne der” kaygısıyla yapılan davranışlar ise iki kimlikli, iki karakterli, eylemleri ile söylemleri tutarsız, samimiyetsiz tipler meydana getirmektedir.
Bazen evlat babadan, öğrenci hocadan çekindiği için içinden gelmediği halde rol yapar, sahte davranışlar geliştirir.
Sosyal hayatta da bu durum böyle devam eder. Aynı görüşte olmadığınız, sevmediğiniz bir zat yüksek rütbeye gelince herkesten önce gidip huzurunda iki büklüm tebrik etmeler yine bu hastalıklı ruh halinin yansımasıdır.
İnsanın dik duruş sergileyebilmesi ancak kuvvetli omurgaya sahip olmasıyla mümkündür. Omurganın sağlamlığı onu destekleyen kasların gücü kadardır. Şayet vaktiyle doğru egsersizler yapılmamışsa bir zaman sonra çöküntüler başlar ve yamulma dediğimiz eğilme meydana gelir.
Şerrinden çekindiği için ya da sırf kendine menfaat sağlamak amacıyla yapılan tüm eylemler geçersizdir değersizdir.
Unutmamalıdır ki; kendimizi düzeltmeden eylemlerimizi düzeltemeyiz. Gerçekten sevmeden, sevemeyiz.
Ne demiş atalarımız. Sözler yalan söyler ama gözler asla yalan söylemez. Muhatabınızın gözüne bakın, samimiyetini anlarsınız.
İllaki ne dediğini önemseyeceksek bu:
El âlemin ne dediği değil, El-Alim’in yani tüm yarattıklarının ne yaptığını bilen alemlerin ilahı olan Allah’ın ne diyeceği, bu davranışımızı onaylayıp onaylamayacağı olmalıdır.
3 0