Yükleniyor... Önceki Sayfaya Geri Dön

Hacı Kavukçu Hazretleri

Hacı Kavukçu Hazretleri

Hacı Kavukçu namıyla maruf olan bu zat-ı muhterem Nakşibendi meşayıhından Çorumlu Şeyh Mustafa’nın kıymetli müridlerinden ve halifelerinden birisidir. Hacı Kavukçu’da Hacı Veli Bey gibi Şeyh Mustafa Hazretleri’nin Bayburt’u ziyaretinden sonra beraberinde Çorum’a götürdüğü ve oradanda Cennet mekan II. Abdulhamid Han Hazretleri’nin misafir olarak ağırladığı grupla İstanbul yolcusu olur, oradanda Padişah’ın uğurladığı grupla Hac’ca sefer ediyor.

Tarikata intisabı hakkında bizzat kendisinin anlattığı bir hadiseyi üçüncü ravi olarak naklediyorum : Çorum’a vardığımızda tekkede yemek için sofraya oturduk, bir kaşık eksikti. Bana: “- Sen gidip çarşıdan bir kaşık alda gel.” Dediler. Bende içimde bir sıkıntı vardı; “-Ne olacak bu durumun sonu Allah’ım..” diyordum.İçimde taa başından beri bu sıkıntı çarşıya giderken de benimleydi. Derken bir dükkana girdim ve kaşığı aldım. Kaşığın üzerinde bir yazı vardı, şöyle yazıyordu:

“GAM DEĞİLDİR GİDE DÜNYA KALA DİN

GAM ODUR KİM KALA DÜNYA GİDE DİN”

Bu yazıyı okur okumaz içimdeki o sıkıntı dağıldı, ferah içinde tekkeye döndüm ve sofraya oturdum.

Doğum ve ölüm tarihleri hakkında kesin bir bilgimiz yok. Yine bazı rivayetleri karşılaştırarak bir tarih elde etmek durumundayız. En azından yaklaşık olarak ta olsa elimizde bir tarihin olması faydalı olacaktır.

1942 tarihinde vefat ettiği kuvvetle muhtemel. 85 yaşını aşkın olduğu halde öldüğü konusunda şüphe yok. Demek oluyor ki 1856-1857 yıllarını doğum tarihi olarak ihtimal dahilinde zikredilebilir.

Hacı Kavukçu’nun Çorumlu Şeyh Mustafa’dan icazet almış olduğunu mürşid olarak irşad faaliyetinde bulunduğunu belirtmeliyiz. Bayburt’ta kendisine rabıta edenlerin, müridlerinin bulunduğunun zikredilmesi O’nun irşad faaliyetleri hakkında bilinmesi gereken hususlardandır.

O’nun bir yönü daha vardır ki en az halifeliği, tarikat konusunda yürüttüğü faaliyetler, yani batıni temayüzü kadar önemlidir. Bu hususta Hacı Kavukçu’nun aynı zamanda henüz medreselerin kapatılmadığı o dönemlerde, Bayburt Ulu Camii karşısındaki Medresede, Şingah Camii’nde ve diğer muhtelif yerlerde zahiri ilimler konusunda da Hadis, Fıkıh gibi konularda da dersler okutmuş olmasıdır. O , Şingah Camii’nde yetişkin insanlara herhangi bir ücret talep etmeksizin dersler okutur, zahiri ilimlerde de pekçok değerli mesailerde bulunurmuş. Ayrıca Bayburt Ulu Camii’nde bir Cuma Bayburt Müftüsü, bir Cuma da Hacı Kavukçu peyderpey va’z ü nasihat ettikleri de kayda değer.

Bütün bunlar bize Hacı Kavukçu’nun batıni ve zahiri ilimlerin ikisini birden şahsinda cemettiği konusunda esaslı bir malumat veriyor. Böylece O’nun ilmi vasfı yanında irşaddaki dirayeti ve dereceside daha net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Pek asabi mizaçlı olduğu, Şer’i Şerife ve Sünnet-i Nebevviye muhalif hallerle karşılaştığında çok öfkelendiği, hiddetle çabucak asabileştiği hala halkın dilindedir.

Ömrünün son demlerinde hastalanıp uzun müddet hastalıkla mücadele ettiği ve 1942 senesinde hastalığa yenik düşerek dar-ı ukbaya Rahmetü’llah-i Teala’ya irtihal buyurmuştur.

Kabr-i Şerifleri bir nakilden sonra şimdi, Garipler Mezarlığı olarak bilinen Tuzcuzade Mezarlığı’ndadır. Kabr-i Şerifini mezar taşının kitabesini almak için arayıp buldum. Ne yazık ki mezar taşının: “HÜVE’L BAKİ ULEMA-İ KİRAMDAN KAVUKÇU HACI ..............” yazısından sonrası toprağa gömülmüştü. Bir tahta parçasıyla biraz kazdık ama : “RUHUNA” ibaresine ancak ulaşabildik. Bu ibarenin hemen altında , tam ortaya çıkaramadığımız bir yazı daha vardı ki oda: “FATİHA” olmalıydı. Benim kanaatime göre doğum ve ölüm tarihlerinin daha alt kısımlarda olması ihtimali pek zayıf, yine de esaslı bir şekilde tahkik edilmesi elbette gereklidir.

ALLAH ü Teala’dan ref’i derecatını niyaz eder, himmetini umarız .Amin.

( Asım KAHVECİ )

 

Yazi dizisinin  tamamı Sayın Veysel GiDER' e aittir. Her Hangi bir internet sitesinde kullanılması yasaktır.

 




Adınız